Güz Akademi-Haberler
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Ülkemize karşı ABD'nin Yürüttüğü Ekonomik savaşın Algı yönetimi ile birleştirilmesi;

       

          
(gtag.js) Ülkemizin Amerika Birleşik Devleti tarafından uygulanan Ekonomik savaşla karşı karşıya olup olmadığını incelemek için öncelikle ekonomik savaşın tanımını ve araçlarını ele alarak konuyu anlamamız gereklidir.

Ekonomik savaş, hedef ülkenin ekonomisini zayıflatmak ve böylece politik ve askeri gücünü olumsuz etkilemek için ekonomik araçların kullanımı ya da kullanma tehdidi olarak tanımlanabilir.

İNOVASYON yapacağız diyoruz, GLOBAL REKABET var diyoruz, İnovasyon ve Rekabet için BİLGİ'yi Nasıl sağlayacağız.

BUNUN CEVABINI BİLİYOR MUSUNUZ?

Bilmiyorsanız; Rekabet İstihbaratı Eğitimi İçin Tıklayınız.

Uluslararası Pazarlarda Ticari İstihbarat, Hedef Pazar Belirleme, Müşteri Bulma Teknikleri Eğitimi İçin Tıklayınız.


Ekonomik savaş ayrıca, ülkelerin politikalarını veya davranışlarını değiştirmek veya diğer ülkelerle normal ilişkileri yürütme yeteneğini zayıflatmak için bir rakibi zorlamak için ekonomik araçların kullanılmasını da içerir.

Ekonomik savaşın bazı yaygın araçları ticari ambargolar, boykotlar, yaptırım uygulamaları, tarife ayrımcılığı, sermaye varlıklarının dondurulması, yardımın askıya alınması, yatırımın yasaklanması ve diğer sermaye akışlarının engellenmesi ve kamulaştırmadır.

Bu savaşın araç ve adımlarını kısaca hatırlayalım. (1) Polisler için tedarik edilen silahların satışının iptal edilmesi, (2) Askeri ambargo kararının alınması, (3) F35 tesliminin iptal talebi, (4) Türkiye uluslararası finans kurumları yasa teklifi (Ülkemize kredi verilmemesi, (5) Bakanlarımız için yaptırım kararı alınması, (6) Ticarette yeni tarifelerin uygulanması, (7) ABD Başkan yardımcısının yaptırımların yaygınlaşacağı ve devam edeceği tehdidini içeren konuşmasıdır.

Sun Tzu Felsefesiyle Stratejik Yönetim ve liderlik Eğitimi İçin Tıklayınız.


Alınan karar, uygulama ve tehditlere bakıldığında ülkemiz ABD'nin gizli uyguladığı ekonomik savaşla karşı karşıyadır. Yalnızca savaşın adı konmamıştır. Bu gizli savaşı uygulayan kendini müttefik ya da stratejik ortak olarak niteleyen Amerika'dır. Bu savaş gizli ve sinsi olması nedeniyle toplumumuz tarafından arkadan vurmak olarak düşünülebilir mi?

Tarihsel anlamda ekonomik savaş askeri malzemelerin tedarik ve lojistik desteğin sürdürülmesini engellemek amacı ile uygulanırken, günümüzde küreselleşmenin etkisi ile çok daha geniş alanda kullanımı söz konusudur.

Ekonomik savaşın etkinliği, ekonomik savaşın hedef alındığı ülkenin kısıtlanmış malları milli olarak üretme kapasiteleri veya başka ülkelerden elde etmeleri de dahil olmak üzere bir dizi faktöre bağlıdır.  Örneğin, ABD'nin Patriot hava savunma füzelerini ülkemize vermemesi sonucu ülkemiz alternatif olarak S-400'leri alarak bu ekonomik savaşta kullanılan bir yöntemi devre dışı bırakmıştır.

Ekonomik savaşta askeri silah sistemlerinin tedarik ve yedek parçalarının tedarik noktası olarak gördüğümüz ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı kısıtlamaların etkinliği Ülkemizin alternatif üretme kabiliyetlerine bağlıdır.

Ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik savaşın bir hedefi de Türk hükümetini ve devletini zayıf düşürmek ve etkisizleştirmektir.

Bu tip politikaların yalnızca Türkiye'ye zarar vermesi söz konusu değildir. Aynı zamanda Amerikan şirketleri satış yapamayacağından olumsuz etkilenecektir. İthalat yapan şirketlerin daha ucuza tedarik etme seçeneği ortadan kalkacağı için Amerikan şirketlerini olumsuz etkileyecektir.

Yerel yönetimlerde inovasyon kavramı ve uygulamaları Eğitimi İçin Tıklayınız.


Türkiye'nin Amerika ile yolunu ayırmasının Amerikan savunma harcamalarına yapacağı olumsuz etkiyi, Amerika'nın Ortadoğu'da enerji kaynakları üzerindeki etkinliğini ve menfaatlerini olumsuz etkileyeceğini özellikle vurgulamak gerekir.

Ekonomik savaşın etkisini artırmak ve Türk toplumunu olumsuz etkilemek için ABD tarafından ekonomik savaş Algı yönetimi ile birleştirilerek ekonomik kararların etkisi artırılmaya çalışılmaktadır.

ABD'de üst aklın kontrolünü yapan başkan yardımcısı Mike Pence'in tehdit içeren konuşmaları doğrudan algı yönetimi ile ekonomide korku ve endişe yaratmayı hedeflemektedir.

Bakanlara müeyyide kararı alanlar bu kararın fiili uygulamasının olmayacağını bilerek karar almaktadır, amaçları algı yönetimi ile kararın psikolojik etkisini birlikte kullanmaktır.

ABD'nin Bakanlarımızın mal varlıklarına el koyması kararı, bakanlarımızın Amerika'da mal varlıklarının olmaması gerçeği ile kararın duyurulması yöntemi birlikte düşünüldüğünde; kararın alındığı gün dolar kurlarında olan olumsuz dalgalanmanın algı yönetimi ile ekonomik savaş kararları ile bütünleştirildiğini sonuçlardan anlıyoruz.  

Bir başka örnek ele alırsak, ABD elçiliğindeki bir kaynağa dayandırılarak doların 7 liraya çıkacağı haberin yayılması daha sonra haberin yalanlanmış olmasıyla birlikte toplumda bir beklenti ve endişenin oluşmasına neden olmuştur. Bu haber tüm basında yer almış ve insanların belli beklentilere göre karar vermelerine neden olmuştur.

Döviz kurlarında olan dalgalanma süreçte Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yaptığı toplantı sırasında atılan mesajın tesadüf olması söz konusu değildir. Bu adımların her biri planlanmış ve algı yönetimi ile birleştirilerek ülkemiz üzerindeki olumsuz etkisini artırmayı hedeflenerek uygulanmıştır.

Bu karar ve algı yönetimi ile ekonomik savaşı sürdüren ABD döviz krizini derinleştirerek ve ekonomiye olan güven duygusunu ortadan kaldırmayı hedeflemekte bu yolla ülkemizi finansal bir krize sürüklemek niyetindedirler.

ABD'nin planlı ve organize faaliyetleri ile ülkemizi köşeye sıkıştırmak için çalışmakta ve istediklerini kabul ettirmek için uyguladığı her alanda baskılara devam etmektedir.

ABD yalnızca papaz Brunson'u istememektedir, aynı zamanda ülkemizi hizaya sokma, diz çöktürmek istemektedir. Papaz bir araçtır. ABD papazı isterken zamanda amacı Türkiye'yi istediği noktaya doğru itmektedir. Papazı verseniz de yeni talepler gelecektir, Talep listesi genişleyecektir çünkü papazı vermek, ABD'nin amaç araç ilişkisini karşılamaz.

ABD Ülkemizi yalnızca Ekonomik savaş ve algı yönetimi ile sıkıştırmamaktadır, Askeri alanda YPG ve Suriye politikaları ile zorlayarak ABD'nin bölgesel politikalarında araç olmamızı beklemektedir. S-400'den vazgeçmemizi isteyerek savunmamızı zayıflatmak istemektedir.

Yaratıcı Düşünce ve inovasyon Eğitimi için Tıklayınız.


Tüm ilişki bütüncül anlamada ele alındığında ABD Türkiye'yi gözden çıkarmış gibi görünmektedir. Çünkü ABD'nin beklenti ve politikaları Ülkemiz için bir beka sorunudur. Hiçbir isim ve yapı altında kabul edilemez görünmektedir. ABD Türkiye'nin endişelerini ve beka sorununu anlamadığı sürece politikaları Türkiye'yi alternatif aramaya doğru itecektir.

Ülkemiz ekonomisinde sorunlar olduğu ve bu sorun ve zayıflıkların ABD tarafından kullanıldığı açıkça görülmektedir. Bu yapısal sorunlar ve borç stoku son yıllarda oluşmuştur. Günümüzde sebeplerin ve sorumlulukların gündeme getirilerek suçlamalar yapmak ve günah keçisi aramak yerine el birliği ile çözüm için işbirliği yapmalıyız.

Hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemi batarsa gidecek yerimiz olmadığının farkına varmalıyız.

Savaş dediğimizde toplumumuzda yalnızca askerlerin silahları ile cephede olduğu aklımıza gelmektedir. Günümüzde her savaş/çatışmada askerin cephede yer alması gerekmez, günümüzde savaşın farklı yol ve yöntemleri vardır.

Hangi siyası görüşte olursanız olun ister muhalif ister iktidar yanlısı bu savaşta savaşa karşı tek yürek olmalısınız. Ülkemiz ekonomik bir savaşla karşı karşıya olduğuna göre bunu savaş olarak kabul etmeli ve klasik savaşta nasıl davranıyorsak aynı şekilde davranmalıyız.

ABD'nin yürüttüğü Ekonomik savaşı CIA, Pentagon ve Bakanlıkların yakın koordinasyonu altında yürüttüğüne inanmaktayım. Bu nedenle ABD'nin uyguladığı ekonomik savaş ve algı yönetimine karşı milli birliği koruyacak ve oluşturacak ekonomik ve diğer kararlar süratle alınmalıdır. Bu kararların alınmasında ve uygulanmasında ortak akıl kesinlikle yaratılmalıdır.

ABD'nin diğer ülkelerde (Gürcistan, Ukrayna, Irak, Libya, Arap Baharından etkilenen Ülkeler)uyguladığı geçmiş politikalara bakarsak, devlet başkanlarını hedef alırken insan hakları ve demokrasi kavramlarını kendi talepleri ile birleştirmiştir. Halka sunduğu iyi paketlenmiş fikirler ile toplumu kendi içinde bölmüş ve çatışma noktasına taşımıştır.

Uygulama safhasında Ekonomik savaş algı yönetimi ve Psikolojik harp tekniklerini kullanmaktadır. Ülkemiz için ABD'nin Psikolojik harp kartını kullanmaya başlayacağı tarihin yakın olduğunu düşünüyorum.

Geçen hafta yazdığım yazıda bahsettiğim, Türkiye ABD Türkiye ilişkilerinde Askeri, Ekonomik ve siyasi mihverdeki tüm konuların (3Ç) Çatışma, Çelişme ve Çakışma yaklaşımı ile incelenerek alternatifler yaratılması çok önemlidir. Her alternatif bize farklı seçenekler sunacaktır. Bunları çözüm tablosunda ülkeleri renkler ile gösterecek olursak renklerin, konulara göre hangi ülkenin ağırlık kazandığını görerek, yeni çözüm ortağımızı seçeceğiz. Bu çalışma yapılmadan yeni stratejinin seçilmesi mümkün görünmemektedir.

3Ç çalışması ve yaşanan olaylar birlikte değerlendirildiğinde ABD ile gelinen nokta yol ayırımı olarak belirlenirse, Ülkemiz bu yolda çözüme yönelik adımları hızla atmalı ve kendi yoluna gitmelidir. Bunun mutlaka Türkiye ve ABD için bedeli olacaktır. Hiçbir ekonomik bedel, beka sorunu ile karşılaştırılamaz.

Bu dönemde bölgesel aktörlerle daha çok işbirliği yaparken, bölgesel çatışma konularını azaltarak işbirliği ve dayanışma politikalarımızı devam ettirmenin ülkemizin menfaatlerine uygun olduğunu değerlendiriyorum.

Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Meclis Kurtuluş savaşından sonra Fakr-u Zaruret içinde olmamıza rağmen dış politikada daima dik durmuşlardır. Üretim ekonomisi ile ülkemizi zor günlerden aydınlık günlere taşımışlardır. O fakirlik döneminde Osmanlı Devletinin dış borcunu da ödeyen bu millettir.

Milletimiz her türlü zorluğu yenebilecek güçtedir. Millete ve devlete olan inancımızı korumalıyız. Aynı yoldan yürümeye devam etmeliyiz.

Konuşmaktan çok çalışmalı ve akıllı, tecrübeli insanları görüşleri ne olursa olsun bayrağın altında ülke hizmetine çağırmalıyız. Onların çözümlerini uygulamalı ve sahip çıkmalıyız.

Saygılarımla

Fikret GÜZELLER

lütfen yazılarımı sayfaların en altındaki paylaş bağlantısından ileterek bilginin yayılmasına katkı sağlayınız.

 
Kaynak
Tor Egil Førland,  1, 1993,The History of Economic Warfare: International Law, Effectiveness, Strategies