Güz Akademi-Haberler
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ANKA’NIN UYANIŞI (Ülkemizin üç cephede savaşma Riski)




 gtag.js 

ANKA'nın uyanışı yazımın yayınlanmasından bu yana iki yıldan fazla süre geçmiş bu dönemde ABD ile aramızda yaşananlardan bazılarını hatırlayarak, günümüzde ve gelecekte olabilecekleri değerlendirebilmek için yazıyı yeniden gündeme getirdim.

Yaşananların bazıları; S-400 krizi; F-35 sorunu, Gara operasyonu ardından ABD'nin yaptığı ilk açıklamada Türkiye'nin yanında teröre karşı açık yer almaması, YPG'ye olan artan silah, para, eğitim, istihbarat ve ABD'nin örtülü koruma desteği sağlaması, Dedeağaç'ta icra edilen ABD ve Yunanistan'ın yaptığı tatbikat ve sonrasında vereceği bedelsiz silah yardımı, Akdeniz'de Yunanistan ile tatbikat yapması, Türkiye'nin Akdeniz politikalarında Yunanistan ve müttefiklerini desteklemesi, CAATSA yaptırımları kapsamında, Türkiye ile anlaştığı T-70 genel maksat helikopterlerini vermemesi, ATAK helikopterlerinin motor lisans sorunu nedeni ile ihracatına engel oluşturması ve Türk demir Çelik ihracatına en gel yaratacak gümrük uygulamalarını yürürlüğe koyması gibi başlıkları hatırladığımızda yazının yazıldığı tarih itibari ile ne kadar gerçekçi ve geleceği görme açısından ne kadar isabetli olduğu anlaşmaktadır.

Tarih hikâye değildir, tarihten alınan dersler ve günümüzün bilgileri ile stratejiler oluşturulur. Sun Tzu'nun Savaşmadan Kazanmak ilkesi gereği, gelecekte savaştan kaçınmak için güçlü olmak ve geleceği ön görerek hazırlık yapmak gerekir.

Lütfen yazıyı bu değerlendirmeleri hatırlayarak okuyunuz. Yazıyı okuduktan ve yaşananları düşündükten sonra ABD'nin Türkiye için Tehdit olduğunu düşünüyor musunuz?



Yayın Tarihi :02 Aralık 2018

13 Kasım'da yayınlanan ABD dış politikasına yön veren CFR'in "Ne Dost Ne Düşman / ABD-Türkiye İlişkilerinin Geleceği” adlı raporda Türkiye, birçok alanda ABD’nin rakibi ve muhalifi olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu raporda ABD, Suriye’de YPG ile çalışmaya devam etmeli tavsiyesinde bulunulmaktadır.

Bu raporla CFR, kendi kamuoyu ve müttefiklerinin ülkemize var olan bakış açılarını etkileyecek bilgiler sunmaktadır. Rapordaki “Türkiye ABD'nin muhalifi” başlığı altında yazılanlara göz attıktan sonra gelişmelere tarihsel bir bakış açısı ile günümüze bakmanın yararlı olacağını değerlendirmekteyim.

Günümüzde yaşananları anlayabilmek için; I inci dünya savaşının nedenlerini gözden geçirmek ve sebeplerinin günümüzde yaşananlara benzerliklerini yorumlayabilmek gereklidir. CFR gibi kuruluşlar Amerikan toplumunu bilgilendirirken, devlet politikalarını şekillendirme amacı da taşımaktadır.
 
Geçmişten günümüze kilit önemdeki olayların nedenlerine, gelişmelere ve sonuçlarına bakmak son derece önemlidir. Yaşananları tahlil ederek bunlardan ders çıkarmak Türk milletinin her ferdinin vazifesidir. İnsanımızın 140 karakterden fazlasını okumadığı, 1 dakikadan fazla video izlemek istemediği bir dönemde, okuyucu olarak bu yazıdaki endişe ve tespitlere katılmanız durumunda sosyal medyada paylaşarak farkındalık yaratmaya katkıda bulunmanızı rica ediyorum.

Yaşananlardan, tarihten ders alarak ülkemizi ve milletimizi korumak için toplumumuza bilgi akışı sağlamalı ve farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmalıyız.  Tarihten ders alma konusunda Mehmet  Akif ERSOY şöyle demektedir.

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Bu yazıda I inci Dünya Savaşı’nın nedenlerine olan günümüzdeki benzerliklerin, ülkemiz için hangi sonuçlara yol açabileceğini öngörmeye çalışacağım. Neden BEKA sorunu var?

Bugüne kadar Türk-Amerikan ilişkileri hakkındaki altta sıralanan yazılarımın mantıksal bir bütünlük oluşturduğunu değerlendireceğinizi düşünüyorum.

I inci Dünya savaşının nedenleri ile günümüzde yaşananlar benzer midir?

Osmanlı devleti, I inci Dünya Savaşı’nı başlatan süreç ve yaşanan olaylar neticesinde I inci Dünya Savaşı’na katılmıştır. Osmanlı Devleti savaşın neticesinde topraklarını kaybetmiş, yıkılmış ve tasfiye edilmiştir.

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nin daha mürekkebi kurumadan İngilizler tarafından 10 Kasım 1918 tarihinde Osmanlının ilk işgal edilen şehri Musul olmuştur. (Musul-Kerkük halen hedef)

Fransız Kuvvetleri, 4-5 Kasım 1918 tarihleri arasında İskenderun'dan başlayarak, Hatay, Dörtyol, Payas, Mersin ve Adana bölgelerini işgal etmeye başlamışlardır. (Suriye halen hedef)

15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir, yaşanan işgal ve müdahaleler ise Türk İstiklal Harbi'ni doğurmuştur.
 
Milletimiz büyük fedakârlıklarla, kan ve gözyaşlarıyla yeni Türk devletinin kurulmasını sağlamıştır. Dünyada ve bölgemizde olan gelişmeler tabloda yer almaktadır. Benzerliklerin yaratacağı riskler ülkemiz için BEKA sorunu yaratmaktadır.

 

I inci Dünya Savaşı Nedenleri

Günümüzdeki Benzerlikler

1

Emperyalizm, yayılmacı ülkelerin enerji ve hammadde yataklarına ulaşma ve bunlardan istifade etme istekleri, Fas ve Bosna Hersek, Kongo krizleri örnektir,

Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar gibi birçok devletin petrol kaynakları Amerikan şirketlerince işletilmektedir. Büyük devletler kaynaklara sahip olmak için çaba göstermektedir.

2

Karşılıklı yapılan savunma ve ittifak anlaşmaları neticesinde ülkelerin güçlü olduklarına olan inançlarıyla kazanma ihtirasıyla savaşa girmeleri kolaylaşmıştır.

Günümüzde NATO ve Rusya'nın karşılıklı bloklarda yer aldığı çok açıktır. Çin yeni askeri anlaşmalar ile yerini almaktadır.

3

Artan silahlanma ve yükselen teknoloji ile ülkelerin halklarını hızla silahlandırabilmeleri savaşın politik bir araç olarak kullanılmasını kolaylaştırdı.

Teknoloji ve iletişim her alanda gelişimin etkisi görülmektedir. Uzaktan ve robot teknoloji ile yürütülen savaşlar büyük ülkelere avantaj sağlamaktadır. Füze ve Gelişen silahlar ülke halklarına büyük korku veya güven vermektedir.

4

Artan milliyetçilik ile yeni devlet taleplerinin ortaya çıkması, Rusya'nın Panslavizm politikalarının Avusturya-Macaristan devletini rahatsız etmesi

Yugoslavya'nın parçalanmasında Irak, Suriye'de oluşan gruplaşmaların çoğunda etnik milliyetçilik ve mezhepçi yapının yer aldığını görüyoruz.

5

Ekonomik savaşta yeni pazarlara sahip olmak,

Yeni pazarlara sahip olmak küreselleşmenin etkisi ile askeri güç kullanmadan yapılabilmektedir.

ABD kendi ekonomisini korumak için yeni ÖTV ve vergi uygulamaları ve sınırlamaları devreye koymuştur. Bu ekonomik savaş olarak adlandırılmaktadır.

6

Almanya'da muhafazakârlar sosyalistlerin istikrarlı siyasi kazanımlarından etkilenerek, milliyetçiliği artırmak istemişler ve insanların iç politikaya odaklanmalarını engellemek için dış politikayı kullanmışlardır.

Ruslar ise Panslavizm'i kullanarak demokratik reformlar konusundaki yetersizliklerini saklamak istemişlerdir.

İç politikada oluşan zorlukları aşmak için geliştirilen benzer politikalar savaşa ortam hazırlamıştır.

Günümüzde ülkeler algı yönetimini çok iyi uygulamaktadır. İç politika veya belli bölgelerde olanları değişik sunmak için algı yönetimini veya bilgi harbini kullanmaktadırlar.

Irak'ta yaklaşık 1.000.000 insan yalnızca rakam olarak görülmekte ve bu insanların ölümü bir rakamdan ibaretmiş gibi gösterilebilmektedir.

Başkan aldığı ekonomik önlemler ve dış politikadaki başarıları ile Amerikan ekonomisinde başarılar elde etmektedir.

7

Almanlar, Süveyş Kanalı’nın kontrol altına alınması suretiyle İngilizlerin Hindistan ile olan bağını kesip ticaretini olumsuz etkilemek ve Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesini istemiştir.

İpek yolu demiryolu projesi, Süveyş kanalının ve Deniz ticaretinin Avrupa için önemini azaltacaktır, Türkiye, Çin ve güzergâh ülkelerine rekabet avantajı yaratırken ABD ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

8

Dünya ticaretinde önemli rol oynayan deniz yollarının kontrolü için mücadele,

Ülkemizden geçirilen doğalgaz ve petrol boru hatları maliyet ve enerji arzında süreklilik anlamında ülkemize önemli bir rol yüklemektedir. Ülkemiz enerji arzında stratejik rol üstlenmektedir.

Rusya sıcak denizlerde üs sahibi olma ve var olanları koruma çabası içindedir.

9

Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını paylaşmak için yapılan gizli anlaşmalar nedeni ile ittifaklar oluşmuştur.

Ülkemiz toprakları için YPG veya başka örgütler ile ne pazarlıklar yapıldığını bilmiyoruz. Sadece kendimize şunu soruyoruz, bir vaat yoksa o insanlar neden savaşıyor?

10

Almanya'nın Osmanlı devleti ile yaptığı anlaşma ile Bağdat demiryolu projesini finanse etmesi ve projenin uygulanmaya başlanması İngiltere ve Rusya'nın menfaatlerini doğrudan tehdit etmesi

Boğazın altından Avrupa'ya bağlanan ve Çin'e kadar uzanan demiryolu yalnızca ticareti değil aynı zamanda turizmi olumlu anlamda etkileyecektir.

11

İngiltere 19 uncu yüzyılın başından itibaren Petrol mülkiyetine sahip olma isteği ile stratejilerini oluşturmuştur.

Enerji kaynaklarına sahip olmak bugün Avrupa, ABD, Rusya ve Çin için çok önemlidir. Bunun için çatışmalar devam etmektedir.

12

Almanya Osmanlının savaşa girmesi ile İran, Irak ve Bakü petrollerine ulaşmasının zorlaşmasını arzu etmiştir.

Türkiye'nin enerji hatlarında stratejik öneme haiz olması ve arzda rol almaya başlaması, İran petrollerinin ABD'nin kontrolü dışında olması ABD çıkarlarını tehdit etmektedir.

13

Fransa’nın Alsas – Lorain bölgesini tekrar geri alma isteği,

Kırım-Ukrayna, Gürcistan, Suriye'de paylaşım problemleri devam etmektedir. Yunanistan'ın adalar ve Ege konusundaki izlediği kışkırtıcı politikalar son dönemde artmıştır.

Doğu Akdenizde bulunan doğalgaz yatakları yeni çıkar çatışması alanları olarak görülmektedir.

14

Osmanlı Devleti I inci Dünya Savaşı’ndan önce İngiltere’ye parasını peşin ödeyerek iki gemi siparişi vermişti; fakat savaş başlayınca İngiltere Osmanlı Devleti’ne ne parasını ne de gemilerini vermiştir.

Parası ödenen F-35 uçaklarının tesliminin askıya alınması geçmişle benzerlik göstermektedir.

S-400'lerin alınmasını engelleme çalışmalarına bakıldığında ve F-35'leri teslim etmemek ülkeyi savunmasız bırakarak aynı amaca hizmet etmektedir.

ABD silah satmayarak, almak istediklerimizi engelleyerek ülkemizi savunmasız ve zayıf bırakmayı hedeflemektedir.

15

Kral Venizelos'un tahtan indirilmesi ile Türk-Yunan devleti ittifak yapamamış ve savaşa karşılıklı cephelerde girilmiştir.

Kıbrıs, doğu Akdeniz kıta sahanlığı, Ege adaları, FIR hattı, kıta sahanlığı sorunları Yunanistan ile devam etmektedir.

16

Avusturya-Macaristan prensinin Saraybosna’da bir Sırp milliyetçi tarafından öldürülmesi (28 Haziran 1914).

 

           
I inci Dünya Savaşından sonra bölgenin öneminde değişiklik olmuş mudur?

Ortadoğu'nun enerji kaynaklarına sahip olması, enerji arzını kontrol edebilmek, enerji arzını doğrudan etkileyebilmek, bölge ülkelerinin üretim yerine tüketici olmalarından kaynaklanan bölgenin pazar olma niteliğinin korunması, enerjiden elde edilen paranın Batının para finans sisteminde kalması, bölgede askeri güçlerini ve istihbarat örgütlerini kullanarak yönetimleri değiştirmek ve var olanları kukla yönetimler olarak idare etmek için, Süveyş kanalının ve karayollarının kontrolünün sağlanması gibi nedenlerle büyük güçler bölgede mücadele etmektedirler. Bölgenin önemi 1914 yılına göre azalmamış sayılan nedenlerle önemi artmıştır.

Günümüzde Çin Devletinin ekonomik büyümesi, Rusya'nın tekrar gücüne kavuşma çabalarıyla yeniden dünyanın gözü Türkiye, Suriye, Irak ve İran üzerine odaklanmış durumdadır.

I inci Dünya Savaşının bitişi ile birlikte ilk işgal edilen bölgelere baktığımızda, Musul bugün petrol kaynakları ve çatışmaları ile gündemdedir, bölgede DEAŞ işgali sona ermiştir. Fakat karmaşa ve kargaşa devam etmektedir.

Fransızların işgal ettiği Hatay ve İskenderun bölgesinden güneye doğru baktığınızda Suriye'de olan gelişmeleri görüyoruz. Gerek Suriye'de olanlara gerekse Doğu Akdeniz'deki doğalgaz yatakları ve yaşanan gelişmeler bölgenin önemini koruduğunu ve Batının emellerinin olduğunu görüyoruz.

1914 yılından günümüze 104 yıl geçmiştir, savaşın nedenlerine baktığımızda günümüzde yaşananlar ile benzerliklerin olduğu çok açıktır, aynı bölgede istihbarat örgütleri, taşeronlar aracılığı ile vekâlet savaşları sürmektedir.

Savaş sonrasında ülkemizde işgal edilen bölgelere baktığımızda ve günümüzdeki olaylar ile değerlendirildiğinde Batının aynı hedeflerinin değişmediğini görüyoruz. Dünya savaşında ittifak yapanlar bugün farklı taraflardadır. İttifak şartları ve beklentiler değişmiştir.
           
Osmanlı Devletinin İttifak Politikaları ile Türkiye'nin ABD ile işbirliği talepleri benzer midir?

İngiltere ile ittifak talebi: İngiltere Libya savaşında İtalya ve Almanya'nın anlaşması olması nedeni ile Osmanlı Devletini savaşta desteklememiştir, Balkan harbinde zayıf olduğu görülen Osmanlı yerine ittifak için I inci Dünya Savaşında Rusya'yı tercih etmiştir. Rusya'ya İngiltere'nin yanında savaşa girmesi için boğazları vaat etmiş ve bu gelişmelerin ışığında Osmanlı ile ittifak yapmamıştır.

Fransa ile ittifak talebi: Cemal Paşa tarafından Haziran 1914’te Fransa Hariciye Nezareti Siyasi İşler Müdürü Monsieur de Margurie’ye Osmanlı Devletinin ittifak önerisi yapılmıştır, müttefiklerinin bu talebi olumsuz karşılayacakları düşüncesi ile öneri Fransa tarafından ret edilmiştir.

Rusya ile ittifak talebi: Uluslararası politikada yalnız kalmak istemeyen Osmanlı Devleti Rusya ile ittifak teşebbüsünde bulunmuştur. Çar'ı ziyarete giden Talat Paşa, Rus Dışişleri Bakanı Sazanof'a bir ittifak teklifinde bulunmuş fakat Rusya‟dan müspet bir cevap alınamamıştır.

Sonuçta Osmanlı Devleti’nde tarafsızlık tartışmaları yapılmakla birlikte Almanya ile İttifak kurulmak zorunda kalınmıştır.

Türkiye'nin DEAŞ'a karşı birlikte operasyon yapılması teklifi kabul edilmemiş, ülkemiz yerine YPG tercih edilmiştir. Suriye'de YPG'ye karşı izlenen tutum ve desteğe karşı Türkiye'nin talepleri karşılanmamakta ve ülkemiz oyalanmaktadır.

Geçmişte Osmanlı'nın ittifak tekliflerinin kabul edilmemesine benzer şekilde ABD Türkiye'nin işbirliği tekliflerini kabul etmemektedir,  süreçlerde oyuncular değişmekle birlikte yaşadıklarımız benzerlik göstermektedir.

I inci Dünya Savaşı’ndaki silahlanma ve savaş yöntemleri günümüzle benzerlik taşımakta mıdır?

I inci Dünya Savaşı’nda denizleri kontrol eden dünyayı kontrol eder tezine dayanan ülkeler büyük savaş gemileri, büyük silahlar inşa ederek üstün olmaya çalışmaktaydılar. Günümüzde ABD'nin askeri gücü öncelikle korku yaratarak toplumlarda savaşma isteğinin ortadan kaldırılması ve toplumların teslim olması için kullanılmaktadır.

Uçaklar, füzeler uzaktan saldırı için kullanılarak hedef ülke savaşmaktan vazgeçmesi için zorlanmaktadır. Irak ordusunun savaşmaması buna bir örnektir.

Bilgi harbi tekniklerinin kullanılması: I inci Dünya Savaşı’nda yalnızca basını kontrol ederek verilecek haberleri kontrol etmek mümkün iken, günümüzde bilgi savaşı veya algı yönetimi için çok daha planlı çalışmak gerekmektedir. Devletler doğrudan silahlı çatışma yerine ekonomik krize dayanan toplumsal sıkıntıları kullanarak, insanları cepheleştirme, ötekileştirme ve toplumsal kargaşa, iç savaşlar veya benzer yöntemlerle ülkeleri zaman içinde dönüştürmeyi tercih etmektedirler.

Gelişen iletişim imkânları ile bilgi savaşlarını sürdürmek bazı devletler için kolaylaşmıştır. Gelişen teknoloji ve iletişim şebekelerinin etkisi ile dünya bilgi savaşlarının yürütüldüğü ve bazı gerçeklerin insanlığın gözünden saklandığı bir dönemi yaşamaktadır. (Libya ve Irak savaşının topluma sunulan kimyasal ve biyolojik silah nedenleri bu kapsamdadır)
           
Siber savaş: İnternet üzerinden bilgi harbini destekleyecek operasyonlar yapılabileceği gibi, siber harpte bankacılık, elektrik tedarik sistemlerinin çökmesi, sağlık sisteminin durdurulması gibi birçok alanda kullanımı mümkündür. Bu kullanımlara ilaveten dinleme, takip ve aldatma amaçları ile kullanılabilir. Siber harp gizliden gizliye sürmekte ve devletler kadrolarını yetiştirmektedir.

Ekonominin ve paranın silah olarak kullanılması: Dünya ticaretinde, sömürgelere sahip olmak, pazarlara sahip olmak için silahlı güçlerine güvenmekteydiler. Günümüzde ekonomi ve para silah olarak kullanılmaktadır, önce ülkelere borç verilmekte, yaratılan likidite bolluğu ile tüketim hızlandırılmakta daha sonra daraltılan piyasa ile halk büyük bedeller ödemeye mahkûm edilmektedir. Vergi sistemleri, ithalat sınırlamaları ve yasaklamalar ekonomik silah çeşitleri olarak kullanılabilmektedir.

Avrupa'da yaşanan dönüşüm sürecinde genel olarak ABD'nin savaşmadan dönüşümleri sağladığını söyleyebiliriz. Bu dönüşümlerde ekonomi, uluslararası diplomasi, toplumsal hareketler, yaratılan toplumsal çatışmalar ve uluslar arası örgütler kullanılmıştır.

Vekalet savaşları ve taşeron örgütler: Ortadoğu'da yaşanan dönüşümde Afganistan ve Irak'ta ilk aşamada Amerikan ordusunun müdahalesi yer almış ve buna müteakib ise taşeron örgütler veya vekâlet güçler savaşı olarak sürdürülen çatışmalar ile bölge şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu çatışma sürecinde farklı güçler karşılıklı yer almaktadır.

Suriye'de sürdürülen çatışmalara bakıldığında sahada fiilen Amerikan askeri savaşmamakta fakat onun çıkarları için savaşan güçlerin varlığı söz konusudur. YPG Amerika'nın taşeron örgütüdür. Bu süreçte silah, para, cephane desteği sağlanmakta ve bunun faturası başka ülkelere ödetilmektedir. Silah üreten Amerikan endüstrisi silah satmakta ve Amerikan vatandaşları yerine başka insanlar ölmektedir.

ABD izlediği politikalar ile hem ekonomisini canlandırmakta, hem askerinin hayatta kalmasını sağlamakta hem de uzun vadeli ülkesinin çıkarı için siyasi politikalarını uygulamaktadır. Bunun ABD için çok başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

I inci Dünya Savaşı’nda ordular karşılıklı savaşırken günümüzde klasik anlamda ülkelerin orduları karşı karşıya gelmemektedir. Bununla birlikte savaşlar devam etmektedir. I inci Dünya Savaşı’nda klasik silahlı çatışma yöntemleri kullanılırken, günümüzde kendi askerini koruyan ve hedef ülkelerin halkını fakirleştiren ve iç karışıklıklara neden olan farklı savaş yöntemleri kullanılmaktadır.

Dünyada ABD için savaşın şekli yapı değiştirmiş durumda ve Taşeron örgüt ve vekalet savaşlarını sürdürmekte ve bunda başarılı olarak görülmektedir. Toplumsal karışıklıklar veya uluslararası müdahaleden sonra ABD; NATO, Arap barış gücü, BM barış gücü gibi kurumları barış için sahaya sürmektedir. Ülkelerde zaman içinde istediği şekillendirmeyi yapmak için çalışmaktadır.


ABD ve Batı dünyasının Dünyayı şekillendirme çalışmaları geçmişle benzerlik taşımakta mıdır?

Dünyada I inci ve II inci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan devletlerin sınırları 1990'lı yıllardan itibaren değişmeye devam etmektedir. Bu değişim ve dönüşüm henüz bitmemiştir. Bu dinamik sürecin sonucunda ülkelerin sınırlarının yeniden belirlenmesi ve yönetim biçimlerinin oluşturulmasıyla doğu ve batı ittifaklarının yapısı değişmiştir.

Parçalanarak veya Demokratikleşme adı altında oluşturulan yeni devletler, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna Hersek, Estonya, Letonya, Litvanya, Moldova, Karadağ, Makedonya, Ukrayna olarak sayılabilir. Bu ülkelerin yeni ülkeler olduğunu ve batı bloğunda yer almaya başladıklarını biliyoruz. Bu devletler baktığımızda Avrupa'da belli güçlerin değişim planlarının yürürlükte olduğunu ve bunun devam ettirildiğini görüyoruz.

Avrupa'daki dönüşüme benzer süreç büyük Ortadoğu projesi kapsamında devam etmektedir. Hedef ülkeler, Afganistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin Özerk Yönetimi, Irak, İran, İsrail, Katar, Kuveyt, Komor Adaları, Lübnan, Libya, Mısır, Moritanya, Pakistan, Somali, Suudi Arabistan, Sudan, Suriye, Tunus, Türkiye, Umman, Ürdün ve Yemen olarak sayılabilir.  Ülkelerin bir kısmında dönüşüm ve yeniden yapılanma dönemi yaşanmaktadır. Libya, Mısır, Fas, Tunus gibi ülkelerde yaşananları düşündüğünüzde gerek dönüşüm gerekse kullanılan savaş tekniklerini fark edeceksiniz.

Avrupa'da yaşanan ve BOP kapsamında yaşanan süreçleri planlayan ve uygulamaya koyan ülke Amerika Birleşik Devletleridir.

ABD Suriye'de kalıcı mıdır? Amacı Nedir?

ABD son raporda tavsiye edildiği ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey 29 Kasımda yaptığı açıklamada YPG'nin müttefikleri olduğunu ve onlarla beraber çalışmaya devam edeceğini belirtirken ülkemize karşı üstü örtülü ifadeler ile tehdit etmektedir. Bölgede üsler ve gözetleme kuleleri inşa etmektedir.

ABD'nin son yıllarda girdiği hiçbir ülkeden çıkmadığını ve küçük veya büyük üsler ile varlığını sürdürmeye devam ettiğini görmek gerekir. ABD'nin askerlerini tamamen çektiği tek ülkenin Vietnam olduğunu söyleyebiliriz. Buradan hareketle eğer Suriye'de Amerika'nın desteği ile YPG bir devlet yapısı oluşturursa ABD'nin bu bölgede kalıcı olarak üslerini oluşturacağını söyleyebiliriz.

ABD YPG'yi silah teçhizat ve para, eğitim desteği ile ordu düzenine geçirmektedir, YPG'ye müdahalede geç kalınması durumunda kazandıkları gücün psikolojik etkisi ile Suriye merkezi yönetimi ile öncelikle özerklik, otonom veya federal bir yapı altında anlaşma yapabilme olasılığı vardır. Bu seçeneklerden bir tanesi YPG'ye gerekli zamanı kazandıracak ve zaman içinde tam bağımsız olmak için harekete geçebilecektir.

Bu olasılık oluşmadan Suriye Ordusu, Özgür Suriye ordusu ve Türk silahlı kuvvetleri YPG güçlerini ortadan kaldırmalıdır.

Bu güç ortadan kaldırılmadığı takdirde yaklaşık 1,5 ila 3 yıl içinde ABD'nin ülkemize karşı kullanacağı taşeron örgüt olacaktır. Zaman içinde tam bir ordu niteliğini alması ve ülkemize karşı cephe açacak güce gelmeleri ihtimal dahilindedir.

YPG ile olacak çatışmanın yaratacağı bölgesel kargaşa ve ülkemizin düşeceği zor şartlardan istifade ederek Yunanistan'ın aramızdaki problemlerle ilgili emrivaki yapması veya belli bölgelerde taktik hedefli harekâtlar yapması mümkün görülmektedir.

Bu süreçte Akdeniz'de bulunan doğal gaz yatakları ve Kıbrıs konusunda Batının ortak harekatı ve ülkemize karşı işbirliği söz konusu olabilir. Öncelikle YPG'ye yapılacak bir müdahalenin gecikmenin neden olmasıyla farklı zamanlarda farklı cephelerde veya aynı zamanda üç cephede birden ülkemiz için savaşma riski oluşacaktır.

En kötü senaryoda ülkemiz üç cephede birden savaşmak zorunda kalabilir. Bunlar Suriye cephesinde YPG çatışma ve ülkemizde ABD destekli yaratılacak iç kargaşa, Yunanistan ile çatışma, Doğu Akdeniz'de deniz savaşının olması mümkündür.

Bu çatışma sonucunda ülkemiz bütünlüğünü sağlamak için mücadele etmek zorunda kalacak ve aynı mücadelede Kıbrıs ve Akdeniz doğalgaz yatakları mücadelenin parçası olabilecektir.

Tüm bu gelişmelere engel olabilmenin ilk koşulu YPG'nin ya güç kullanarak ya da anlaşma ile bölgeden çekilmesini sağlamaktır. EN KISA SÜREDE VE DAHA FAZLA GÜÇLENMEDEN..

Sonuç:

Tüm tabloda yer alan I inci Dünya Savaşı sebeplerine ve günümüzde yaşananlardaki benzerliklere baktığımızda, tüm Dünyayı değil ancak ülkemizi ilgilendiren bir beka sorununun varlığı çok açık görülmektedir.

Tüm bunları ele aldığımızda Amerika'nın Türkiye ile ittifak konusunda oyalama taktiğiyle işbirliği yapmaması Osmanlı Devleti’nin I inci Dünya Savaşı’ndan önceki dönemde yaptığı ittifak çalışmalarına benzerlik göstermektedir.

ABD eğer ülkemizin güçlü ve müdahalede kararlı olduğuna inanırsa YPG'yi feda etmekten çekinmeyecektir. Ülkemizi oyalamaya devam ettiği müddetçe YPG'yi büyütmeye ve amacına hizmet edecek hale getirmeyi hedefleyecektir. Bu ülkemizin bütünlüğü için çok büyük bir risk olarak görünmektedir.

Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır. Sun TZU

ABD'nin YPG ile işbirliği sona ermesi için çalışılmalı olmuyorsa, her şartta YPG'ye askeri müdahale yapılmalıdır.

Ülkemizin ittifak ve işbirlikleri gözden geçirilmeli ve ülkemiz için her alanda farklı ülkelerle yeni yol haritaları oluşturulmaya başlanmalıdır.

Savunma sanayine verilen önem ve bütçe payları artırılmalıdır. Milli hava savunma sistemleri, uzun menzilli keskin nişancı silahları, füze ve zırh delici sistemlerin geliştirilmesine ayrı önem verilmelidir.

Ordumuzun, istihbarat örgütlerimizin personel, teçhizat, malzeme ve eğitim açısından güçlü olması için her türlü tedbir alınmalıdır.

Bilgi harbi ve siber harp konusunda ülkemizde kurumsal ve koordinasyonlu çalışan bir yapı oluşturmalıdır, ülkemizin gelecekte karşılaşacağı temel ve öncelikli riskin bilgi harbi olacağı öngörülmektedir.

Ülkemizin bulunduğu coğrafya tarih boyunca milletimizin savaşlarla yaşamasına neden olmuştur, Haçlı seferlerinden başlamak üzere Türk milleti yaşamak için savaşmak ve kan dökmek zorunda kalmıştır.

Önümüzdeki dönemde genç insanlarımızı kaybedeceğiz ancak geç kalırsak daha fazlasını kaybedebiliriz.

Saygılarımla
Fikret GUZELLER
             
 Yazılarımdan bazıları           
 

10 Aralık 2017

Machiavelli, Sun TZU'nun penceresinden ABD'nin Dış Politikaları ve Türkiye;

Machiavelli, Sun TZU'nun penceresinden bakıldığında dost, İttifak, Müttefik ve stratejik ortak kelimelerinin ilişkilerimizi tanımlamakta yeterli olmadığını vurgularken iki ülkenin ilişkilerini tarihsel perspektifte yaşanan olayları temel alarak incelemiştim. Amerika'da bazı çevrelerin Türkiye'yi düşman olarak gördüklerine vurgu yapmıştım.

26 Aralık 2017

Analitik ve Holistik Düşünme

Konulara analitik yaklaşımla ele aldığımızı ve bütüncül yaklaşımla değerlendirme yapmadığımızı öne sürerken Amerika ile olan ilişkilerimizde holistik yaklaşımla konuyu değerlendirmemiz gerektiğine değinmiştim.

04 Ağustos 2018

Çatışma, Çelişme, Çakışma (3Ç) yaklaşımı ile Amerika-Türkiye İlişkilerinin değerlendirilmesi

Türk Amerikan ilişkilerinin (3Ç) tekniğiyle ele alarak çözüm alanlarının belirlenmesi yaklaşımı üzerinde durmuştum. Çok kutuplu dünyada tek ülkeye dayanmak yerine çok taraflı ve çok seçenekli çözüm yöntemlerinin belirlenmesi hususunun üzerinde çalışılması gerektiğini ve ABD'nin Ülkemize karşı kullanabileceği yöntemleri vurgulamıştım. Yazımdan sonra ABD bunların bir kısmını yürürlüğe koydu.

11 Ağustos 2018

Ülkemize Karşı ABD'nin Yürüttüğü Ekonomik Savaşın Algı yönetimi ile Birleştirilmesi

ABD'nin amacının Papaz Brunson'u almak olmadığını ve ülkemizi dize getirmeyi hedeflediğini yazmıştım. 

18 Ağustos 2018

"Neden Hedef Türkiye"

ABD'nin ülkemizi neden hedef aldığını ve gerçek hedefinin ne olduğunu ele alan konulu yazımı kaleme aldım

18 Ağustos 2018

Haçlı Zihniyeti ile Mücadelede Strateji ve yol haritamızın mihenk taşları;

Önümüzdeki dönemde Ülkemizi savunmamız için önem vermemiz gereken konuları ele aldım.

.
Kaynaklar  
https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/cfrnin-son-raporu-tartisma-yaratacak-turkiye-artik-dostumuz-da-degil-dusmanimiz-da-degil-2758627/
https://www.aydinlik.com.tr/suriye-ozel-temsilcisi-james-jeffrey-turkiye-nin-esad-i-devirmek-istedigini-dusunmuyorum-turkiye-aralik-2018-1
http://www.tariharastirmalari.com/birincidunyasavasi.html
http://www.bunedir.org/soru-cevap/nedir.php?ne=1-dunya-savasinin-nedenleri
http://hukukcubiz.blogspot.com/2016/01/osmanlnn-1dunya-savasna-girisi.html
http://mentalfloss.com/article/57319/14-reasons-world-war-i-happened-and-four-things-could-have-stopped-it
Mehmet BİÇİCİ, Hatıratlarla Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşına Girişi, Gaziantep University Journal of Social Sciences, 2014 13(3):693-722
https://www.newstatesman.com/2014/01/1914-to-2014