Güz Akademi-Haberler
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Mevlana'nın Dilinden Algı Yönetimi

(gtag.js)
Mevlana'nın Dilinden Algı Yönetimi;

 Dünya 1977 yılında Carl Bernstein tarafından yazılan makale ile Merkezi Haber Alma (CIA) Teşkilatının medyayı kullandığını ve medya aracılığı ile faaliyetlerini sürdürdüğünü öğrendi. Habere göre CIA gazetecileri en verimli istihbarat toplama araçları arasında kabul etmekteydi. Haberler CIA istediği biçimde sunularak toplumu yönlendirmekteydi.

Bu makale toplumların istenilen davranışları sergilemesi için yönlendirici haberlerin kullanıldığını anlatıyordu. Amerikan savunma Bakanlığı Algı Yönetimini, Örgüt ya da kurumun hedef ve beklentileri doğrultusunda hedef kitlesini ikna etmek; tutum, davranış ve algılamasında istediği yönde bir değişiklik yaratmayı hedefler diye tanımlanmaktadır.

Dünya algı yönetimini ilk defa gündemine toplumsal yönlendirmeler için alırken ve etkin biçimde menfaatlerine uygun olarak kullanırken, gerçekte toplumumuz algı yönetimi kavramını ilk defa mı duymaktaydı?

Mesnevide yer alan Karanlık Mekânda Fili tanımak hikâyesinde Algı yönetimini çok güzel bir biçimde anlatılmıştı.

1. Vaktiyle Hintliler bir fili karanlık bir ahıra koyup halka göstermek istediler. Bir sürü insan hayvanı görmek için gelip ahırın kapısına dayandı. Ama ahır, göz gözü görmeyecek kadar karanlık olduğu için, hiçbir şey göremediler ve elleriyle fili yoklamaya başladılar.

2.Biri eline hortumunu ele geçirdi, "Bu bir Borudur" dedi.

3.Başka Biri kulağını ele geçirdi" Fil bir yelpazeye benziyor" dedi.

4.Bir başkası bacağından tutarak," Bu bir direk olmalı" dedi bu hayvan

5.Bir başkası da sırtına dokunarak " Padişahın tahtına benzetti garibi!

6. Herkes neresini elleyip ne sandıysa hayvanı, tanımı da ona göre oldu. Her birinin görüşleri farklı olduğundan sözleri de farklı oldu. Bir a derken öbürü b diyordu.

7.Herkesin elinde bir ışık olsaydı. Her sözde bunca ayrılık olmazdı

8.Duygu gözü ancak avuca, ancak köpüğe benzer, Avuç bir fili nasıl kavrayabilsin?

9.Denize bakan göz başkadır, Köpüğe bakan gözden.

Algılama görme, tatma, işitme, dokunma, koklama kaynaklarından gelen verilerin değerlendirilmesi ile oluşur. Bu hikâyede görme olmadığı için insanların karanlıkta dokunarak fili tanımaya çalıştıkları anlatılmaktadır. Mevlana dokundukları kısma göre karar verdiklerini yani elde ettikleri veriye göre fili tanımladıklarını anlatıyor. Bu nedenle her biri farklı benzetimler (Boru, yelpaze, taht gibi) yapmaktadır.

Yapılan tahminlere göre muhtemel büyük İstanbul depreminde yaklaşık 50 bin binanın hasar alacağı tahmin edilmektedir. Büyük afetlerde devletin, derneklerin, vakıfların afete müdahale olanaklarını zorladığını, kurtarma ekiplerinin ve yardımların afet bölgesinin tümüne kısa sürede ulaşmasının mümkün olmadığını yaşadık, Buradan çıkarılacak ders ise büyük İstanbul depreminde bize yardımın ne zaman geleceğinin belirsiz olduğudur.

Muhtemel İstanbul depreminde size kim yardım edecek?
Site, lojman, Toplu Konut yönetimleri hazırlık yaptınız mı? Yoksa yalnızca dinliyor ve izliyor musunuz?

Detaylar için Tıklayınız.

Mevlana eğer bütünü görselerdi, hepsi aynı fikirde olurdu derken konuları değerlendirmede analitik yaklaşım ve bütünsel yaklaşımın farkını ve önemini ortaya koymaktadır. Bir konuda karar vermek için bütünün bilinmesine ihtiyaç olduğunu anlatmaktadır. Bütünü değerlendirebilmek için de bilginin gerekli olduğunu yani duyulardan bilgi sağlamanın karar sürecinde önemli olduğunu hikâyeden anlamış oluyoruz.

Hikâyede duygu gözü derken duyulardan gelen verinin değerlendirilmesini ele alınmakta ve insanların gördüklerini değerlendirmelerinin yeterli olmadığını ve gördüklerini sorgulamalarını neden sonuç ilişkisi içinde değerlendirmelerinin önemli olduğu anlatılmaktadır.

Her insan her olaya ve konuya aynı şekilde baksa, değerlendirseydi, dünyada hiç farkı fikir, düşünce olmaz, bunca ayrılığa düşülmezdi. Fakat kişiler olaylara, konulara baktıklarında bilgi birikimlerine, mesleklerine, zihinsel modellerine ve farkındalık seviyelerine göre konuları değerlendirirler. Bir kişi denize bakarken sadece denizi görürken, bir başkası denizi ve dalgaları bir değeri ise dalgaların üzerinde köpüğü görebilir. Açıkçası konulara farklı açılardan ve farklı detaylardan bakmak mümkündür. Buda algıda farklılıkların olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu mevcut farklılıklar algı yönetiminde dikkatli olmanın ve ortak kitlelerin yönlendirilmesi için ortak noktaların bulunmasını ve insanları istenen yönde motive edecek veya davranışa yönlendirecek biçimde kullanılmasını gerekli kılar.

Mesnevide anlatılanı günümüz hayatına taşımak için bir örnek kullanalım, Lokantada çalışan bir garsonun gelen müşterilere kelle paça çorbası önermesini ele alalım, başarılı bir sunum sipariş almak için önemlidir.

◊  Kadınlar kelle paça çorbasını genelde pek sevmezler, tadı, kokusu gibi nedenlerle, tercih etmemektedirler. Kadınları çorba içmeye sevk etmek için paça ve kemik suyu çorbasının cildi sıkışlaştırmada etkili kolajen maddesini ihtiva ettiğini anlatabilir.

◊  Gelen yaşlı bir müşteriye ise eklemlerde, dizlerde oluşan problemlere karşı faydalı olduğu ve kırıkları çabuk iyileştirdiğini izah edebilir.

◊  Grip olan bir müşteriye, soğuk algınlığına karşı etkili olduğu ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden bahis edilebilir.

ü  Kanser olan bir hastaya kemoterapi tedavi dönemindeki müşteriye veya akrabasına, kelle paça çorbasından alınan kolajen sayesinde tedaviye cevap verme süresinin daha sağlıklı ve hızlı gerçekleştiği söylenebilir.

◊  Bununla birlikte kelle paçanın kolesterol düzeyini yükselttiğini ve kilo yaptığı bilinmektedir.

Garsonun her müşteriye verdiği bilgi ile onların algılarını yönlendirmesindeki yaklaşımıyla köylülerin filde dokundukları parçaya göre, hortum, yelpaze, kamçı veya duvar gibi tanımlamalarından bir farkı yoktur. Aslında garson bir bütünün bir parçasını alarak, verdiği bilgi ile müşterilerin çorba satın almaları yönünde karar vermelerini sağlamaktadır. Çok açık bir deyişle müşterilerin algısını yönlendirmektedir.

Lokantada garson algıyı yönetebilmek için müşterileri analiz etmekte ve hedef kitlenin muhtemel beklentilerini değerlendirdikten sonra algıyı yönlendirmek için bilginin işine gelen bir parçasını kullanmaktadır.

Algı yönetiminde doğru unsur öne çıkarılarak, karar verici öne çıkarılan unsurun ne kadar doğru olduğuna bakmadan konuyu değerlendirdiğinde algısı yönlendirilmektedir. Aslında müşteriler hangi bilginin doğru olduğunu veya doğruluk yüzdesinin daha yüksek olduğunu bilmemektedir, eksik bilgi ile karar vermektedir.

Mevlana'nın anlattığı gibi denize sadece deniz diye değil, denizin köpüğü de olduğunu anlayabilmek için bütün bilgilere yani sadece analitik yaklaşımla değil, bütünsel yaklaşımla bakmamız gerektiğini anlıyoruz.

Algı yönetimi günümüzde Silahlı Kuvvetler, İç Politika, Uluslararası İlişkiler, Liderlik, Psikoloji, Ticaret, Satış, İkili İlişkilerde, Reklamlarda, Marka Yönetiminde, Risk Yönetiminde ve birçok alanda kullanılmaya devam edilmektedir.  Hayatımızın her anında, alanında algı yönetimi sürekli yer almaktadır. Bazen bir silah kadar etkin rol oynamaktadır.

Mevlana mesnevide Algı Yönetimini çok başarılı bir biçimde yazmış, biz okumuşuz ama sadece bakmışız, esası anlamamışız. Merkezi İstihbarat Teşkilatı bu konuyu incelemiş ve sistematik hale getirdikten sonra Vietnam savaşında kullanmış ve halen dünyada kendi amaçlarına ulaşmak için kullanmaya devam etmektedir.

Etkin iletişimde bulunabilmek için kişilerin dünyayı farklı şekilde algıladığını ve bu algılamaları ortak noktalara taşıyabilenin ve aynı bakış açısına yönlendirdiğinde algı yönetiminde başarının ilk adımı atılmış olmaktadır.

Doğal olarak siyasi hayatımızda Algı Yönetimi geniş yer tutmaktadır. "Kanal İstanbul" projesinden rahatsızlık duyanları "şuursuz" ve "gayri milli" ilan ettiğinizde kitlelerin ortak olan vatan ve millet sevgisi üzerinden mesaj vermiş olmaktasınız.

Kitlelerin bir kısmı bunu değerlerine uygun ve kaynağın güvenilir olduğunu değerlendirerek mesajı doğru kabul etmekte ve kanal konusundaki düşüncelerini bu yönde oluşturmaktadır. Konunun çevre, maliyet, hukuk, ekonomik katkısı, ülke açısından önceliği, savunma üzerindeki etkilerini hiç dikkate almamaktadır.

Mevlana'nın dediği gibi insanlar dokundukları, bir parçaya göre karar vermektedirler. Kanal İstanbul konusuna baktığınızda, maddeler halinde konuyu anlatan ve kısaca bilgi aktarmak yerine taraflar bilginin işlerine gelen kısmını kullanmaktadır.

Ortamda çok fazla bilginin var olması ve karmaşık bilgi akışının sürekliliği ve bilgilerin zıtlığı "Kanal İstanbul"un yapılması konusundaki toplumsal desteğin zaman içinde azalmasına neden olacaktır. Çünkü mesajların birbirini desteklememesi ve mesajların birbiri ile uyumlu olması Algı yönetiminin başarılı olmamasına neden olur. Bu maksatla konunun gündemde kalması ve gündemin değiştirilmemesi özel önem taşımaktadır, gündemde olması bilgi akışının sürekliliğini ve insanların sürekli akan bilgileri değerlendirerek fikir oluşturmalarına veya fikir değiştirmelerine neden olur. Filin tek parçasını dokundurmak mümkün olmaz, filin her parçası zaman içinde görünür olur, akan bilgiler hikâyedeki ışık olacaktır.

Algıyı yönlendirmek ve toplumu istenilen yönde düşünmeye ve davranışa sevk etmek çok kolay değildir. Başarılı olmak için çok iyi planlama ve icra gereklidir.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. Mevlana

Saygılarımla