• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Ana Sayfaya Dönüş

En Çok Okunan Yazılarım


Yazılarım

Yorumlar

İletişim

Mesneviden Boya Küpüne Düşen Çakal Hikâyesi ile Algılanan İmaj

(gtag.js) 
 Başkalarının üzerinde bıraktığımız etkinin olumlu ve güçlü olması için yaptığımız değişiklikler ile kişisel etkimizi kontrol altına almaya ve bunun sürekliliğini sağlamaya çalışırız. Bu yaptığımız değişimler giyimimiz, beden dilimiz, iletişim biçimiz ile ilgili olabilir. Başkalarında aynı etkiyi sürekli sağlayabilmek için verdiğimiz mesajların tutarlı olması beklenir. Bunu kişisel imaj yönetimi olarak adlandırıyoruz.

İmaj yönetimi, bazı kadınların çekici ve güzel görünmek için makyaj yapmaları, bazı erkeklerin güçlü ve zengin algısı yaratmak için kendilerini abartmaları veya siyasetçilerin her konuda konuşmaları, sevilme, beğenilme, onaylanma, taraftar toplama ihtiyacının sonucu olarak yorumlanabilir.

Gerçekte imaj yönetimi başkalarının algısının etkilenmesi ve bu etkinin sürdürülmesidir. Oluşturulan algı ile güven arasında çok önemli bağ vardır. Algılanan olumlu imaj korundukça, güven devam edecektir. İmajı oluşturan faktörlerin olumsuz anlamda etkilenmesi ile yaratılan imaj algısının çökmesi ve oluşturulan güvenin kaybolacaktır.

Her insan gibi yöneticiler, siyasetçiler imaj yönetimini kullanmakta ve kitlelerde istedikleri biçimde algılanmak için çaba sarf etmektedirler. Bu maksatla profesyonel destek hizmetinin alınması, planlama veya bireysel çalışmaların yapılması yaygın olarak görülmektedir.

Kim sevilmek, beğenilmek, takdir edilmek veya onaylanmak istemez ki?

Günümüzde imaj olarak adlandırdığımız, insanların zihninde oluşan psikolojik bir imgenin var olduğunu ve etkilerini 700 sene insanlar önce biliyorlar mıydı? Sorusuna yanıtı, Mesnevideki Çakalın boya küpüne düşmesi hikâyesinde arayalım.

Bir çakal bir boya küpüne düşüp orada bir müddet kaldı.

Postu tamamen boyanıp küpten çıkınca "Ben makamı yüce Tavusum" dedi.

Postu boyanıp güzelleşmiş, güneş de onu parlatmıştı.

İmaj oluşturmada ister planlı ister plansız olarak yapılan değişiklikler, öncelikle kişinin duygularında ve özgüveninde değişime neden olur. Çakaldaki boyanın etkisi ile oluşan değişim çakalın kendisini güzel ve çekici hissetmesine neden olmuştur. Bununla birlikte burada dikkat edilmesi gereken kelime "makamı yüce" kelimesidir. Bu vurgu ile dış değişiminin çakalı bir makama kendisini layık görmesine neden olduğunu ifade etmektedir.

Kendisini yeşil, kırmızı, sarı renklerde görüp, çalımlı çalımlı diğer çakalların yanına gitti.

Onlar, "Ey Çakalcık bu halin ne? Bu ne şevk, bu sevinç ne?

Bu neşe seni bizden ayırmış, Sana bu kibir, bu eda nereden geldi?" dediler.

Bir çakal da ona "Ey çakal! Sen maskara mı oldun veya zamanın delisi mi? dedi.

Hileyle minbere çıkıp, halkı kendine meftun etmeye uğraşıyorsun.

Buna çalışıp muvaffak olamayınca utanmazlık senin için utanç oldu.

Lütfen bir an durunuz ve düşününüz. Bir düğüne gitmeden önce yaptırdığınız saç ve giyiminizdeki itina duygularınızda değişim yaratmıyor mu? Yürüyüşünüze bile yansımıyor mu? İşte arkadaşları çakaldaki bu değişimi anlatmaktadır. Makamı yüce diye isimlendirdiği konuma, yalnızca görünüşünün değişimi ile çakal kendisi layık görmektedir, kendisini tavus kulu ile eşdeğer tutmaktadır.

Diğer çakallar ise onda olan duygu ve davranış değişimini fark ediyorlar. Oluşturulan yeni görünüşün kibir, kendini beğenmişliği yansıttığını gözlemliyorlar. Bunun sonucu olarak, onu çakalcık kelimesi ile niteleyerek, çakalın hissettikleri ve davranışlarının onu küçülttüğünü ifade ediyorlar. Bazıları ise oluşturulan imajın gerçekle hiç uyuşmamasının sonucunda çakalı maskara veya deli olarak tanımlıyorlar.

Yönetici, lider veya bireyin dışarıya yansıttığı mesaj ve davranışlarının ile kitlelerin algılanmasını istediği mesaj ile uyumlu olması ve algılanması istenen imaj ile mevcut imajı arasında boşluk veya zıtlık olmaması istenmektedir. Bu durumda algılanması istenen imaj kitlelere inandırıcı olmadığında, kişinin utanacağı anlatılırken, yalancı durumuna düşeceği ve güven duygusunun olumsuz etkileneceği maskara ve deli kelimesi ile vurgulanmaktadır.

Beyitlerden istenen imajı oluşturma sürecinde; siyasetçi, yönetici veya bireyin kitleleri etkileyecek faktörleri, mesajları hazırlarken, toplumu dikkate almasının önemli olduğunu anlıyoruz. Öte yandan kişinin potansiyelinin istenen imaja uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ile tutarlılık, güvenirlik ve sürdürülebilirliğinin etkilendiği anlaşılmaktadır.

O çakal türlü renkler içinde çıkıp gelince, kendisini kınayanların kulağına dedi ki,

"Bana ve rengime iyice bakın. Benim büyüme bir put sahip değil,

Gül bahçesi gibi yüzlerce renk ve şan bulmuşum. Bana secde etmemek reva mı?

Şu gösterişimden, şu güzelliğimden dolayı namım Fahri Dünya ve Rüknü din olsun

Yani Hakkın lutfuna mashar oldum, Vücudum tanrı şerhinin levhası oldu.

Oluşturulan veya oluşturulması için topluma verilen mesajlara öncelikle çakalın inanması, çakalı kendisi için üretilen yalanlara gönülden inanmasına neden olmuştur. Bu noktada artık kendisini farklı görmeye övünmeye başlamıştır.

Ey çakallar artık ben çakal değilim.

Zira Çakalda bu güzellik var mıdır?

Bütün çakallar toplandılar, mumun etrafında pervane gibiydiler.

"Peki, senin şimdi senin namın ne olsun dediklerinde, "Makamı yüce erkek tavus" dedi.

Çevresinde olanlar abartılı mesajların etkisi ile çakalın çevresinde pervane olacak ve ona büyük ilgi göstermektedirler. Çevresindeki kişilerin yağcılığı, kişisel çıkarlarının etkisi ile gösterdikleri yoğun ilginin sonucunda çakal dünyadaki en tehlikeli olan kendi yalanına inanma noktasına gelmiştir. Bu noktada kendisini imaj olarak farklı görmemekte, imaja inanmasının sonucunda kendisini yüksek makamlara layık ve uygun görmektedir. Kendi gözünde Makamı yüce tavus olmuştur. Birey olarak yetenek ve sınırlarını kaybetmiştir.

"Öyle ama tavuslar gül bahçelerinde dolaşırlar."

Sen öyle dolaşıyor musun? Denilince,

O, "Hayır zira davaya az veya çok delil gerektir "dedi.

Tavus gibi ses çıkarabiliyor musun? Denilince,
Öyleyse sen tavus olamazsın dediler.

Tavusun güzelliği haktandır, Renkle iddia ile bu iş olmaz dediler.

Beyitlerin bu bölümünde önemli dersler öne çıkmaktadır.

Diğer çakallar gül bahçelerinde dolaşmasını sorduğunda, Çakal savunma mekanizması ile inandırıcılığının devamını sağlamaya çalışmıştır. İkinci soruda ses benzerliği ele alındığında diğer çakallar artık onun tavus olmadığını açıkça vurgulamışlardır. Bu beyitlerde oluşturulan algının çökmesi ve yıkılması için sorgulamanın gerekli olduğu anlatılmaktadır. Sorulan sorular ile Çakalın istenen imajı, diğer bir deyişle algılanan imajı yıkılmıştır.

Buradan çıkarılacak ilk ders "Yönetici, siyasetçi ve bireylerin oluşturdukları, yalanlara dayanan imaj algısını yıkmak için soru sorulmasının sağlanması gereklidir. Sorular ile istenen imaj ile gerçek imaj arasındaki boşluğun kitlelerce anlaşılmasının sağlanması gereklidir." Birçok Soru ile kitlelerin yeniden düşünmesi sağlanmalıdır.

Hikâyeden alınacak ikinci ders "İmaj oluşturmak için kişinin potansiyel özellikleri dikkate alınması ve güçlü yönleri değerlendirilmelidir. Zayıf yönler üzerine inşa edilen imajın günün birinde çökmesi kaçınılmazdır.

Hikâyeden alınacak üçüncü ders, sorgulamanın sonucunda kitlelerce, oluşturulan imaj yerine gerçek imajı fark edecekleri hususu "bu iş iddia ile olmaz denilerek" çok açık bir biçimde ifade edilmektedir. Bu noktada çevresindeki insanlarca kişinin davranış ve kararlarının boş bir özgüvene dayandığı fark edilerek, maskaralık veya delilik değerlendirilmesinin yapılabilir.

Bu sakalını süsleyip, aptallığından eşeğe dönen Firavuna benzer,

O dahi, o çakalın neslindendi. Mal ve mevki ona sihir küpüydü.

Mevkiini, malını gören ona secde etti.

O zavallıların secdesi onun yol kesicisi oldu.

Şaşkınlık içinde kendisine secde eden biçare, yoksul halka kanıp sarhoş olmuştu.

Mal zehri, can alan bir yılandır. Halkın mal sahibini ululaması ve ona secdesi ise ejderha

Hey, Firavun, Namusun hani? Hiç Çakal Hak Tavusu olur mu?

Kendisini yüksekte ve farklı hisseden kişiye, (çakala) yoksul insanlar, makamın gücüne itibar edenler, tabi olurlar ve ona biat ederler. Bunun etkisi ile makamı gerçek potansiyeli ile dolduramayan birey gücünün, zenginliğinin etkisi ile güç sarhoşluğuna kapılmaktadır. Güç sarhoşluğu bireyin kendini bilmekten uzaklaşması ve kendi yalanlarına daha fazla inanmasına neden olabilmektedir.

Kitlelerde zaman içinde tutarsızlıkların sorular ile belirlenmesi neticesinde güven duygusu olumsuz etkilenmektedir. İnsanların aldatıldığını fark etmesi diğer bir deyişle, gerçek imajını saklamak ve algılanan imaja kitleleri etkilemek için sarf edilen çabalar namussuzluk olarak nitelenmektedir.

Esasında kişinin kendini bilmesi işin özüdür. Mevlana'nı dediği gibi "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" Kişi gerçekten olduğu gibi görünmeli veya görünmek istediği kişi olmak için çaba sarf etmelidir. Göründüğü kişi gibi olmak için potansiyelinin olması ve bu alanda kendisini geliştirebilmesi gereklidir.

Aksi taktirde "Gün gelir takke düşer, kel görünür." "İşte o gün yalanlar, insanın ayağına dolanır."

Mevlana bu hikâyesin de imajın nasıl oluşturulacağı ve imajın nasıl yıkılacağını çok güzel anlatmıştır.
 
Saygılarımla

Fikret GÜZELLER

Kaynaklar
Mesnevi şerif Süleyman NAHİFİ ve Amil ÇELEBİOĞLU, Çakalın boya küpüne düşmesi hikâyesi, III. CİLT sayfa 290, Alperen yayıncılık, 2007