Ana Sayfaya Dönüş

En Çok Okunan Yazılarım

Güncel Yazılarım

Yorumlar

İletişim

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Düşünme, Hayal, Fikir, Karar, Sevgi ve Siyaset

(gtag.js)
 1985 yılında Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yürütülen tıbbi araştırmalar, iletişimin ve düşüncelerimizin kan basıncımızı, kalbimizi, hormonlarımızı ve biyokimyamızı önemli ölçüde etkilediğini ortaya koydu. 2005 yılında, Ulusal Bilim Vakfının yayımladığı bir makaleye göre bir insan günde yaklaşık 12.000 ila 60.000 fikir, düşünceyi zihninde oluşturmaktadır. Bunların yaklaşık %80’ i olumsuz, %95'i ise tekrarlayan düşüncelerdir.

Günümüzde insanların büyük bir çoğunluğu tekrarlayan düşüncelerin etkisiyle rutinler içinde döngüleşen bir hayat sürmektedir. Hayatınızı tekrarlar içinde yaşamanız, düşünmeden robot gibi tekrarları kabullendiğinizin ve düşünmeye zaman ayırmadığınızın göstergesidir.

Hayatı debisi yüksek Kızılırmak Nehrine benzetirsek, suyun üzerinde sürüklenen yaprak, dal parçası gibi zaman içinde sürükleniriz. Hayat tekrarlanan bir yapıda yaşanırsa, farkına varmadan oluşan konfor alanı içinde ve güven duygusunun etkisi ile rutinler içinde yaşamayı tercih ederiz. Suyun akıntısı ile sürüklenen yaprak parçası gibi zaman içinde akıp gideriz.

Bir gün gelir, sürüklendiğimizin ve zamanı harcadığımızın farkına varıp geri döner bakarız " Kendim için ne yaptım" sorusunu sorarız. Hayatın kıymetini bilmek, iyi yaşamak ve sürüklenememek veya belli bir yönde gidebilmek için düşünmeliyiz.

Birey olarak, düşünmenin etkilerini üç bakış açısı ile yorumlayabiliriz. İlk olarak; kendini bilmek, kendini tanımak ve farkındalığımızı artırmak için düşünmeliyiz. İkinci; rutin hayatın dışına çıkabilmek diğer bir deyişle sorgulayıp, düşünerek yaşamak için düşünmeye zaman ayırmalıyız. Üçüncü; sorgulayan ve olumlu yaratıcı düşünme ile ortaya farklı çözüm önerileri ile toplum ve birey hayatına katkı sağlamalıyız.

Düşünmeye zaman ayırmayan bireyler, sorgulamayan, eleştirel bakış açısından uzaklaşan, geçmişte öğrendiklerini veya çevresindeki güncel bilgileri tekrarlayan kişiler toplum içinde varlıklarını sürdüreceklerdir. 

Genel olarak bireyler kendi hayatından sorumludur, siyasette yer alanların düşünceleri ise yalnızca kendilerini değil aynı zamanda toplumun bugünü ve geleceğini biçimlendirir. Kendini tekrarlayan insanların etkin olması ile toplum yerinde saymaya devam edecektir.

Her insan bir bireydir, mesleklerinin etkilediği çevreye bağlı olarak hayalleri, fikirleri, kararları etki alanı oluşturur. Siyasetçilerin fikir ve düşünceleri ise seçmeni ve icraat seviyesinde tüm toplumu etkiler. Raporda yer alan olumsuz ve tekrarlayan düşünceler siyasetçilerin zihninde yer almasının sonucunda siyasetçinin ve toplumun önünde bariyerler oluşturabilir.

Bu yazıyı kaleme alırken; kendi düşüncelerim ile baş başa kalmak için ne kadar zaman ayırıyorum sorusunu kendime sordum. Sabah yürüyüşleri ile birlikte ortalama günde 2 saati düşünmeye ayırdığımı fark ettim.

Gün içinde kendiniz ile baş başa kalarak düşünmek için kendinize zaman ayırıyor musunuz? Hayalleriniz, fikirleriniz üzerinde düşünüyor musunuz?

Hayaller geleceğe yönelik fikir tohumlarıdır;

Hayal etmek bir düşünme biçimidir. Hayallerimiz zihnimizde geleceğe yönelik oluşturduğumuz imgelerdir. Öncelikle zihnimizde canlandırırız. Hayallerimiz bir fikir veya ideal olma boyutunda olmayabilir, hayal olduğu için kişisel değerlerimizin yargılara bağlı olarak gerçeklikten uzak olması söz konusu olabilir. 

Hayallerimiz bilinçli veya bilinçsiz olarak hayatımızı yönlendirir. Hayaller geleceğe yönelik fikir tohumlarıdır, her tohumun iyi sağlam olması ve ürün vermesi mümkün olmadığı gibi her hayalin de olumlu ve gerçekçi olduğunu düşünmek doğru değildir. Siyasetçilerin hayalleri olmadan planları veya hedefleri olamaz.

Hayal kurmaya, düşünmeye vakit ayırmayan bireyin hayalleri, fikir tohumları olamaz.

Düşünmek ve Fikir (Düşünce);

Düşünmek, "aklından geçirmek, zihninde göz önüne getirmek" demektir. Düşünmek İnsan çabasının belirli bir amaca ve sonuca doğru yönlendirilmesini sağlar. Düşünme sürecinde akıl yürüterek fikir (düşünce) üretme söz konusudur.

Yaratıcı düşünce; sorunları belirleyen, sorunlara çözüm yolları bulan, problemleri çözen ve karşılaşılan zorlukları yetenekleri ve ortak becerileri birleştirebilen sorunlara farklı ve yaratıcı çözümler ile ele alabilme tekniğidir. Toplumumuzda her insan düşünmektedir fakat yaratıcı düşünce biçimine sahip insan sayısı azdır. Yaratıcı düşünebilen insanlar hem kendi hem de çevrelerine katkı sağlarlar.

Tarih sayfasında birçok siyasetçi ve devlet adamı yer alır. Tarihte iyi isimle kayıt edilenler, yaptıkları anlatılanlar, hayalleri, fikirleri olan, fikirlerini karar noktasına taşıyan ve uygulayarak halkının önemli sorunlarını çözenlerdir.

Her siyasetçi düşünür ancak farklı düşünebilenler başarılı olur. Düşünmeden veya eksik bilgisi nedeni ile kendini tekrar edenler ise tarihte ve insan gönüllerinde yer bulamazlar.

Siyasette yaratıcı düşüncenin kullanımı üç açıdan önem kazanır.

İlk olarak; siyasi rekabette, seçimi kazanabilmek için stratejik ve temel konuların tespiti ile söylemlerin geliştirilmesinde sorgulayan ve eleştirel bakış açısı ile yaratıcı düşüncenin kullanılmasıdır.

İkinci olarak; seçmenin ve ülkenin sorunlarına farklı yaklaşımlar ile ortaya konacak çözüm yöntemleri ile seçmene ulaşılmasıdır. Yalnızca eleştirel değil aynı zamanda yapıcı ve çözüm odaklı mesajların verilmesidir.

Üçüncü olarak; seçimi kazandıktan sonra siyasi iktidarın icraatlarını kısa ve uzun vadede etkiyecek olan siyasetçinin düşünme biçimidir.
Siyasetçi bir bireydir. Bireyin düşünmeye vakit ayırması, hayalleri, fikirleri ve düşünme biçimi icraatlara yansıyacaktır. Yaratıcı düşünce veya kısır tekrarlayan düşünme şekli ülkenin geleceğini şekillendirecektir.

Fikirler ve Karar;

Karar verme sürecinde en önemli husus bilgiye ulaşmak ve seçenekleri mukayese etmek ve kararı muhakeme ederken faktörleri dikkate alarak en uygun seçeneği belirlemektir. Hayal kurma sürecinde kişi çok geniş ve ulaşılması zor olan konularda hayal kurabilir fakat fikir havuzunda kişinin dikkate alacağı sayı azalacak ve kararda ise imkânlara, uygulama olasılığına göre seçim yapacaktır.

Hayal fikrin temelini, fikir ve düşünme kararın yönünü belirler. Kararı uygulamak için planlama yapılır, fikirler ve planlama birbiri ile uyum içinde olmalıdır. Planlar, strateji ve temel düşünceler birbirini tamamlayarak bütünü oluşturmalıdır. Tüm bu süreçlerde bilginin kullanımı ile muhakemenin neticesinde kararlar alınır. Fikri karara ve uygulamaya taşıyabilmek için de bunu yapabilecek güç ve kaynak gereklidir.

Hayali olmayanın, fikri hedefi olur mu?

Fikirler Dünyayı değiştirir mi?

Fikirlerin var olması veya insanların düşünerek ortaya koyması dünyayı değiştirmek için yeterli değildir. Fikirlerin planlanması ve uygulanması ile dünya değişecektir. Fikirlerin uygulanması için yetki ve güç ihtiyacı söz konusudur. Bunun için siyasette güç mücadelesi söz konusudur. Yetki ve güç sahibi olmadan ortaya atılan fikirlerin çoğu değersizleşerek ölür veya etkisi çok kısa olur. Bazen de günümüzde yaygın olan başkasının fikrine sahip çıkma yolu ile rakiplere kaynak teşkil eder.

Bilgili ve hayalleri olanlar siyasi hayata katılırlar ise toplumun geleceğine katkı sağlayabilirler.

Yaratıcılık ve Siyaset;

Yaratıcılık, bilgi ve içsel motivasyonun yaratıcı düşünme becerileriyle birleştirilmesi sonucunda ortaya çıkar.

Genel olarak Televizyon kanallarında açık oturumlarda katılımcılar aynı isimler olmaktadır. Ekonomi, diplomasi, terör, askerlik, savaş, ahlak gibi her konuda konuşuyorlar. Her konuda uzman olduklarını dinleyince anlıyoruz!

Konuştukları konularda katılımcılardan yaratıcı düşünme ile çözüm önerilerini duymuyoruz. Çünkü yaratıcı düşünmenin ilk yeterliliği bilgi sahibi olmaktır.

Çok istekli olabilirsin, hayallerin, hedeflerin olabilir ancak bilgi sahibi değilsen çözüm önerilerin kısır döngüden ibarettir.

Ülkemizde siyasi rekabet platformunda tekrarlayan mesajların sebebi sizce nedir?

Sevgi ve Siyaset;

İnsanların düşünme biçimlerini etkileyen iç ve dış motivasyon faktörleri vardır. İnsanların siyasete girme veya siyaset yaparken iç enerjilerini tetikleyen nedenleri vardır. Bunlardan en çok dile getirileni ise "Sevgi"dir.

Konfüçyüs der ki; "Fikir, kalpten aldığı hızla ilerler." Bu söze baktığımızda duyguların insanların algılarını yönlendirdiğini, kişilerin hedeflerinin belirlenmesinde ve yaşamı kabul biçiminde etkin olduğu anlaşılmaktadır.

Vatan, bayrak, millet sevgisi veya hakkın rızası için siyasete girenler hizmet aşkı ile çalışabilirler. Halka hizmet hakka hizmettir felsefesi bir farklı sevgi kaynağının tezahürü olabilir.

Siyasetçi iç dünyasında düşündüğü veya hissettiği sevgiyi biraz ileri hırs noktasına taşıdığında ne olduğunun örnekleri tüm dünyada görülmektedir. Para, evlat, akraba çıkarı, kayırmacılık ve koltuk sevdası politikalara ve ülke gündemine taşınmaktadır. Bu örneklerdeki siyasetçilerin siyasete girmenin sebebi yine sevgidir. Fakat örneklerden görüldüğü gibi sevginin yansıması milletin menfaatlerinden daha çok şahsın çıkarınadır.

Sevgi hep dışa yönelmez bazen de kişi kendisini sever. Kişi, sevgisini kendini sevme boyutunda narsisizm noktasına taşındığında ise çok büyük bir ego ortaya çıkacaktır. Bu siyasetçi büyük egosu ile kamu gücünü birleştirdiğinde güç sarhoşluğunun etkileri ile bilgisiz bilgiçlik ortaya çıkacaktır. Bunun faturasını bugün yaşayanlar değil gelecek nesiller de ödeyecektir.

1985 yılında Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmadaki faktörleri siyasetçi üzerinde düşünürsek; Siyasetçinin siyasete girme nedeni olan sevginin biçimlerinin etkileri ve siyasetçinin düşünme biçimi, kararları ve icraatları siyasetçinin iç dünyasına ve dış dünyaya (seçmene) yansıdığında seçmenin kan basıncını, kalbini ve hormonlarını etkilemektedir. Siyasetçi insandır, düşünme biçimi seçim sürecini, seçimden sonra kararları ve icraatları ile seçmeni etkileyerek hasta bile edebilir.

Yönetenler düşünceleri ve kararları bireyleri ve toplumu etkilemektedir. Bu nedenle siyasetçinin düşünme biçimi ayrı bir önem kazanmaktadır.

Farklılıklar Zenginliğimizdir;

Son zamanlarda herkesin dilinde olan "Faklılıklar bizim zenginliğimizdir" cümlesine katılmıyorum. Son 20 yılda Ülkemizde farklılıklar ötekileştirme, cepheleştirme ve düşmanlaştırma için kullanıldı. Bu yaklaşım farklılıkların doğrudan zenginlik olarak değerlendirilmeyeceğini , önce düşünme biçimine bakmanın gerekli olduğunu ortaya koyar.

Farklılıkları anlamak, farklılıklarda ortak noktaları bulmak ve farklılıkları kabul ve hoşgörü bizim zenginliğimiz olmalıdır. Farklılıklardaki zenginlikleri ve ortak değerleri bulmak veya ortak hedef ve amaçlar oluşturma yaklaşımı ile siyasi rekabette kazanabilme ve halka hizmet imkânı yakalanabilecektir.

Anlattıklarımız ve Hayat;

57 yıllık ömründe 11 savaşa katıldı, bunlardan kurtuluş savaşının neticesinde Milli iradeye sahip bir devlet, Tam bağımsız bir Cumhuriyet ideali, 2815 km demiryolu, 20000 km karayolu ve barajlar yapıldı, 46 Fabrika, 12 Banka, okullar ve Üniversite, diyanet işleri başkanlığını kurdu.

Tüm yaptıklarına baktığımızda sayfalarca yazmamız gerekir. Tüm bunlar öncelikle onun hayalleri olduğunu , düşündüğünü, kararları ve planları olduğunu gösterir. Tüm yaptıkları hayallerinin, fikirlerinin ve kararların bilgiye dayalı olduğunu ispatlamaktadır.

Atatürk, İzmir Suikastından sonra söyle demiştir. "Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır."

Mustafa Kemal'in içsel motivasyon ve düşünme kaynağına "Sevgi" açısından baktığımızda vatan, Millet ve bayrak sevgisi ile dolu olduğunu, icraatları, savaşları çok net ortaya koymaktadır. Yaşamındaki tüm mücadelesi halkına ve vatanına hizmettir. Unutmayınız; Halka hizmet hakka hizmettir.

İçsel motivasyon kaynağı olarak para, mal ve akraba, arkadaş sevgisine baktığınızda, tüm mal varlığını, mirasını Milletine bırakan bir insan olduğunu görüyoruz. Bakın çevrenize; parası, malı, mülkü, sağlığı ve her şeyini milletine feda eden kaç siyasi lider var?

Sevginin narsisizm boyutu ile yani ego açısından baktığımızda insan olarak öleceğini ve toprak olacağını bir derviş yaklaşımı ile olgunlukla kabul ederken, ülkesinin, devletinin kendisinden sonra da payidar olacağını söylemektedir.

Devletin kurucusu ve zaferler kazanan, hiçbir şey satmayan, ülkeyi imar eden, kalkındıran, inşa eden lider, ‘’seçimi kaybedersem, ben gidersem benden sonra kötü olur’’ dememiştir.

Liderin düşünme biçimi, hayalleri, fikirleri ve hedefleri işte!

Ülkemiz ve Günümüz;

Ülkemiz siyasi arenasına baktığınızda farklı düşünen, yaratıcı düşünceye sahip, çözüm odaklı, stratejik ve temel konulardaki bilgisi ile öne çıkan kaç siyasetçi sayabilirsiniz. Hatırlamanız zor olabilir. Çünkü yazının başında söylediğim ortalama bir insanın sahip olduğu % 95 tekrarlanan ve % 80 olumsuz düşünceleri doğal olarak, ülkemiz siyasetçilerinin düşünme ve çözüm alanlarını daraltmaktadır.

Ülkemizin kısır döngüden, sevginin kişisel çıkarlara yönelen biçimin etkisi ile siyaset yapanlardan daha çok bilgili ve vatan, millet, bayrak ve hakkın rızası için siyaset yapacak insanlara ihtiyacı vardır.

Birey olarak Siyasetçi;

Siyasetçi bireyler, kendini tanımak ve yaratıcı düşünme yöntemi ile çözüm önerilerini oluşturmak için kişiler öncelikle en az günde bir saatlerini düşünmek için ayırmalıdırlar.

Kendini bilmeyen, düşünme biçimini tanımayan insanların ülkesini ve toplumu tanıması mümkün müdür?

Siyasetçi hayal, fikir, kararlarının ve farklı düşünen insanın geleceğe etkilerini diğer bir ifade ile düşünen insanın etkilerini yorumlayarak siyasette farklı düşünen insanların katkı sağlamasını planlamalıdır. Farklılığı zenginlik görmek için adil paylaşım, yoksulluğun çözümü, yolsuzluklarla mücadelenin, barışın, özgürlüğüm, vatan, bayrak ve refahın, milletin geleceğini ortak amaç olarak belirlemek gerekir.

Umut etmek güzeldir, hiçbir değişim yapmadan aynı çözümleri uygulamaya devam ederek umut oluşturmak, kendini kandırmak değil midir?

Siyasette geçmişte tekrarlayan düşüncelerin etkisi ile son 20 yılda kaybedilen seçimlerde olduğu gibi geçmişte yapılanların aynısını yapmak, aynı stratejiler, aynı aday gösterme yaklaşımları, taktik ve söylemler ile aynı sonuç elde edilecektir. Gelecek seçimde "Sandığa gitmeden önce kazanmak" için farklılıklara ve kardeşliğe daha fazla sarılmak gereklidir. Seçim sürecinde rakiplere ve dünyadaki seçimlerdeki uygulamalara bakmak, bilgi edinmek gereklidir. Bunu yapabilen düşünen insanlar seçimde başarıya katkı sağlayacaktır. Yeni yöntemler yeni hatalara yol açabilir değişim kazanmaya da neden olabilir. Seçmen seçimden önce kimin kazanacağını hissediyor veya algılıyor ise o partiye yönelmektedir.

Hayatta yapılacak o kadar çok hata vardır ki aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yoktur. Paul Sartre

Saygılarımla

Fikret GÜZELLER

KAYNAKLAR
https://financialpost.com/entrepreneur/three-techniques-to-manage-40000-negative-thoughts
https://faithhopeandpsychology.wordpress.com/2012/03/02/80-of-thoughts-are-negative-95-are-repetitive/
https://subliminalpro.com/thoughts/