Güz Akademi-Haberler
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

"Yaşasın Türk Tayyareciliği" sloganı ve Vecihi Hürkuş

(gtag.js)
"Yasasın Türk Tayyareciliği"
sloganı ile ilk yerli üretim uçağımız uluslararası uçuş sertifikasını 23 Nisan 1931 tarihinde Vecihi HÜRKUŞ'un emeklerinin neticesinde almıştır. Belgenin alınışının 23 Nisan Ulusal egemenlik ve Çocuk bayramı ile aynı güne denk gelmesi nedeniyle Vecihi HURKUŞ'u ve İlk Kadın Hava şehidimiz Eribe Hanımın hatırasını saygıyla anmak istiyor; HÜRKUŞ'un hayatından kısa bir bölümü alıntılayarak size aktarmayı bir ahde vefa borcu biliyorum.

1930 yılı Sanayi Kongresi Ankara'da toplanır ve Halkevi'nde düzenlenen yerli mallar sergisinde Hürkuş yerli malı uçaklarının resim ve maketleri ile üstten kanatlı kapalı kabinli Vecihi XIV tipi uçak modelinin minyatürü büyük ilgi görür. Türk Hava Kurumu da bu ilginin üzerine yeni uçak model ve tiplerini tasarlamaya devam eder.

Problem Çözme ve Karar verme Eğitimi için Tıklayınız.


Yıllık iznini aldığı iki ay ücretsiz izinle uzatan, bu sürede Kadıköy'de kiraladığı keresteci dükkânında, üç ayda ilk Türk sivil uçağının (aslında ikinci uçağı Vecihi K-XIV uçağının)üretimine devam eden HÜRKUŞ  ilk uçuşunu 16 Eylül 1930'da Fikirtepe'de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karsısında yapmıştır.

İki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağı ile Ankara üzerinde başarılı gösteri uçuşundan sonra, Başbakan ismet İnönü ve bazı komutanlar tarafından uçağı incelenerek tebrik edilir.

Uçabilirlik sertifikası verilmesi için iktisat Bakanlığı'na yaptığı müracaata "Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir" cevabının verilmesi üzerine Bakanlıktan, Uçuş sertifikasının alınması için uçağın Çekoslovakya'ya gönderilmesi için müsaade alır.

Hürkuş, 6 Aralık 1930'da Prag'a geldiğinde henüz tayyare gelmemiştir.  Bekleme süresinde Tayyareye ait statik raporu ve diğer resmi evraklar Çek diline çevrilerek ön hazırlıklar yapılır. Uçağın gövde ve parçaları Prag'a ulaşınca tekrar monte edilir ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçak uçuşa hazır hale getirilir. Uçak Çeklerin yaptığı her türlü uçuş testini ve kontrolleri başarı ile tamamlar.

Hürkuş 23 Nisan 1931'de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından bir gazinoda düzenlenen bir törenle, mekânın başköşesinde "Yasasın Türk Tayyareciliği" yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini alır.

Yönetsel Becerilerin geliştirilmesi Eğitimi için Tıklayınız.


25 Nisan 1931'de Çekoslovakya'dan uçarak Türkiye'ye gelmek için hareket edip, 5 Mayıs 1931'de Türkiye Cumhuriyetine gelir. Hürkuş, uçağının atıl kalmaması için Posta idaresi ile çeşitli görüşmeler yapar. Bu amaçla uçağın Ankara-Erzurum ile Ankara-İstanbul hatlarında posta uçağı olarak kullanılması konusu görüşülür.

Bu arada Türk Hava Kurumunun yeni planladığı turneyle, Ankara'dan başlayan uçuş Aksaray, Konya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Muğla, Aydın, Denizli, Uşak, Eskişehir, Adapazarı, İzmit ve Yeşilköy'de başarıyla tamamlanmıştır. Turnede Türk Hava Kurumu şubeleri yapılan bağışlarla zenginleşmiştir, ama 3 Kasım 1931 tarihli telgrafta Hürkuş'un büyük yardımcısı makinisti Hamit'in işine son verir.

Hürkuş'a ödenen uçuş tazminatı kesilerek Vecihi XIV uçağı uçuştan men edilir. Bundan sonraki uçuşların Milli Savunma Bakanlığı tarafından verilecek uçakla gerçekleştirileceğinin bildirilmesi üzerine Hürkuş Türk hava kurumundan ayrılır.

Vecihi Hürkuş Nuri Demirağ ile işbirliği yaparak çalışmalarına devam eder ve yeni uçaklar yapar, açtığı ilk Türk uçuş okulunda yetiştirilen pilotlara denklik belgesi verilmemesi uçuş okulunun kapatılmasının sonucunu doğurur.

1935 yılı baslarında Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat Bulca, davetli olarak Rusya'ya gider. Orada sivil havacılığın durumunu görür ve dönüşünde Atatürk'e anlatır.

Liderlik ve Algı Yönetimi Eğitimi için Tıklayınız.


Atatürk, Hürkuş hakkında da Fuat Bey'den bilgi istemiştir. Aldığı cevaplar karsısında Büyük Atamız: "Ya, öyle mi? O halde Türk Kuşu namı ile yeni bir çalışma yolu açın ve Vecihi'den faydalanın" emrini vermiştir. Bunun üzerine Hürkuş Ankara'ya çağrılır. O da uçağına atlayarak Ankara'ya gelir ve müteakibinde yeni bir hevesle çalışmalara başlar.

Eribe'nin ailesinin yaşadıkları ise, dinleyenlerin gönül telini titretmektedir.  Eribe'nin annesi, öğretmen Remziye Hanım 23 yaşında Eskişehir'in Yunanlılarca bombalanması sonucu şehit olmuştur. Babası ise annesinden bir hafta önce şehit olarak vatan toprağına düşmüştür, tek kardeşi emel ise çok küçük yaşta hastalık sonucu vefat etmiştir.

Tüm bu acıları yaşayan ve kardeşinin Vecihi HURKUŞ'a emaneti olan Eribe Hanım,  henüz 18 yaşında paraşütünün açılmaması neticesinde ilk kadın şehidimiz olarak Cebeci şehitliğinde sonsuzluğa uğurlanır.

Kızı gibi sevdiği yeğeninin şehit olmasından dolayı büyük acı yaşayan Vecihi HURKUŞ, 1937 yılında Almanya'ya mühendislik öğrenimi için gönderilir. Dönüşte denklik kararını ancak Danıştay vasıtasıyla alır.

Kurtuluş savaşı kahramanı ve sanayileşme savaşının hikâyesini kendi kitabından okuyabilirsiniz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı vesilesiyle Büyük Başbuğumuz Gazi Mustafa kemal Atatürk'ün gösterdiği hedefin büyüklüğünü anlamalıyız.

“Bu dünyadan göçerek Türk Milleti’ne veda edeceklerin çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü bu olmalıdır: Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine, Türklüğün istikbâline ait ödevlerim bitmemiştir. Siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar edersiniz. Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere durmadan tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedî olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk… Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.”

Yönetici ve Motivasyon Eğitimi için Tıklayınız.


Hürkuş'un hatıralarını okurken lütfen durup, bugün yaşananları ve geçmişte yaşananları düşününüz. Hürkuş ve arkadaşlarının projelerinin karşısında olan ve her türlü engellemeleri yapan ve zorluk çıkartan kişilerin kazancı ne olmuştur? Peki, bu milletin kayıpları nelerdir?

Mustafa kemal Atatürk Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramının önemini anlatırken "Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir. Parolasını ve sürekliliğini vurgulamıştır". Bu ilke ışığında çocuklarımıza görevimizi ve hedeflerimizi aktarmalıyız.

Umarım bugün ve gelecekte proje yazan, çalışan fikir sahibi olup bunu memleketi ve milleti için ortaya koyan insanlara ve fikirlerine sahip çıkarız. Engel çıkarma, kapris ve hasetten uzak, Atatürk'ün ilkeleriyle yürürüz.

Ne hazindir ki, Günümüzde, Milli bir uçağımız yoktur ve F35 verilir mi verilmez mi diye Amerika'da sürdürülen tartışmaları izliyoruz.

Tüm hayatı engellere direnmekle ve mücadele etmekle geçen ve Milli Hava Sanayinin oluşması için çalışan ve emek veren Vecihi HÜRKUŞ'u ve ilk hava şehidimiz Eribe hanımı saygı ve rahmetle anıyorum.

Sözsüz İletişim ve Liderlik Eğitimi için Tıklayınız.


Türkiye Büyük Millet Meclisini açan, Kurtuluş savaşını yöneten ve savaşanları, kurtuluş savaşından itibaren bu topraklar ve bayrak için can veren isimli, isimsiz tüm şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Saygılarımla

KAYNAK:
Vecihi HÜRKUŞ havada, 2008, Tayyareci Vecihi HÜRKUŞ müzesi ve derneği
https://www.bagimsizhavacilar.com/ilk-turk-kadin-hava-sehidimiz-eribe/
Bir Tayyarecinin Anıları. Vecihi Hürkuş, Yapı kredi yayınları,
https://www.secdem.net/guzel-sozler/ataturkun-ulusal-egemenlik-23-nisan-ile-ilgili-sozleri.html
www.turkbilimi.com