Güz Akademi-Haberler
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

İyi bir konuşmacı olur muyum?

 (gtag.js)  Eğitimlerde Hocam ben topluluk karşısında iyi bir konuşmacı olur muyum? sorusu ile karşılaşmaktayım. Bu konuda önemli olan bazı hususlara değinerek bu soruya cevap bulmak istedim. Çünkü tek bir etkene bağlı  ve tek şıklı bir cevabı mevcut değildir.

Konuşmak duygu ve düşüncelerin ifade şeklidir, iletişim yöntemlerinden biridir. Akıcı olarak konuşabilmek ve grubun duygularını yönetebilmek ve yönlendirebilmek önemlidir ve etkin, başarılı bir konuşmacı olabilmenin temel özellikleri vardır. İyi bir konuşmacı olmanın temel özeliklerini ele alırken bu özelliklerin liderlik özellikleri ve duygusal zeka ile bağlantılı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. İyi bir konuşmacı olmak için gereken özellik ve yapılması gerekenleri incelediğimizde fark edeceğiz ki tüm başlıkların Duygusal Zeka (EQ) ile etkileşimi vardır.

Etkili yazışma ve Rapor yazma teknik/Üslup Eğitimi


Yazının içinde değindiğimiz duygusal zeka kavramın tanımı hatırlamakta yarar var, Duygusal zekâ kavramı ilk kez Solovey ve Mayer tarafından kullanılmış ve “kişinin, kendisinin ve başkalarının hislerini gözleyip düzenleyebilmek; hisleri, düşünce ve eyleme kılavuzluk edecek şekilde kullanabilmek” biçiminde tanımlanmıştır.

Konu başlıklarının her birinin karşılıklı etkileşimi olduğunu ve bağımsız olmadığını mutlaka değerlendirmelisiniz.

1.Sözsüz iletişim unsurlarını Okumak ve Kullanmak; İnsanlar nadiren duygularını söze dökerler, gerçek duygularını içlerinde yaşarken bunların dışa vurum şekilleri vardır. Bu duyguların dışa vurum şekli davranışlardan okunabileceği gibi sözsüz iletişim unsurlarının izlenmesi ve tezler üreterek, anlamlandırma söz konusu olabilmektedir. Bir kişinin ne hissettiğini yüz mimiklerinden, ses tonundan, yüz renginin değişmesinden, el, kol hareketlerinden, ayaklarının durumundan anlamak mümkündür. Duygularını anladığınız insanların duygularına hitap ederek veya onları yönlendirecek mesajları vurgulayarak yönlendirmek mümkündür, iyi bir konuşmacı topluluk karşısında insan davranış ve tepkilerini gözlemlemelidir.

2.Coşkuyu Kullanmak ve izleyenlerin motivasyonunu artırmak: Konuşmacının etkileme sürecinde coşkulu olması ve bu coşkuyu yani duyguyu dinleyenlere aktarmasıdır. unutmayın ki insanlar duygusal varlıklardır. Onları ağlatan ve güldürenler en derin etkileri dinleyiciler üzerinde sağlamış olurlar. Bununla birlikte coşkulu olmak içsel enerjiyi yüksek tutmak ve bu enerjiyi dinleyenlere aktarabilmek konusudur bunu yapmak için farklı teknikleri kullanmalısınız.

Sun Tzu Felsefesiyle Stratejik Yönetim ve liderlik için Tıklayınız.


a.Beden duruşu:
Toplum önünde konuşmada ilk görünüş ve izlenim vermektedir, Bunlar dış görünüşün bir parçası olarak görünmekle birlikte iç motivasyon ve özgüvenle alakalıdır. Bedeni kullanmanın ilk adımıdır. Bu nedenle konuşmacı güvenli duruş pozisyonunda konuşma süresince kalmasını bilmeli ve kendi duruşunu ve beden dilini kontrol edebilmelidir. Eğitimlerde özgüvenli duruş konusunda özellikle çalışmalar yapmakla birlikte bu duruşun katılaşmak veya robot gibi hareket etmek olmadığını bir kez daha hatırlatmakta yarar görmekteyim. Unutmayalım ki verilen mesajın iletişim kanallarının etki oranları söz %7, ses %38, beden dili %55 olarak tespit edilmiştir, Bu nedenle Beden Duruşu ilk izlenim verdiği için ayrı bir önem taşımaktadır. Kolları kavuşturma, Bir tarafa yaslanma gibi olumsuz beden duruşlarından kaçınmak gerekir.

b.Gülümsemek: Gülümseme insanların gönlüne açılan sıcak bir kapıdır, İçten sıcak bir gülümseme doğal olur ve sırıtmaz ise çok etkilidir. Yüz mimiklerini okumak ve etkin kullanmak çok önemlidir. Kişiler kendilerini geliştirecek şekilde bireysel çalışmalar yapmalıdır. İçten gülümsemeyi lütfen ayna karşısında yapınız, kendinize samimi gelmezseniz şaşırmayın, çalışarak samimi, içten gülümsemeyi öğrenebilirsiniz.

c.Göz Teması: Çok kısa bir süre için izleyici ve dinleyicilerin gözlerine bakmak, konuşmacının onun için var olduğunu ve ona önem verdiği duygusunu verir. Burada karşı cinsin gözlerine bakarken dikkatli olmak ve yanlış anlaşılmaya fırsat vermeyecek sürede gözleri kaçırmak gerekir. Bu bakışın süresi mi? İçinizdeki terazi doğru süreyi size mutlaka hissettirir ve yalnızca iş bakışı yani gözlere bakmalısınız aynı anda dudak ve gözlere bakmak yanlış anlaşılmalara neden olabilir.

d.Ses Tonunun Kullanılması: İnsanlar karşıdakinin duygularını  ses tonundan ve konuşma hızından anlayabilmektedir. Bu yetenek telefon konuşmalarında bile çok belirgin ve hissedilir olmaktadır. Hızlı konuşmak panik, bağırmak öfke, ağlama sesi veya çatallaşma duygusallık belirtisi olabilir. Bunları siz anlayabildiğiniz gibi insanlarda sizi anlayacaktır. Bu nedenle sesinizin gerek yükseltip gerekse alçaltarak veya konuşma hızınızı, değiştirerek etkili olmayı öğrenmelisiniz.

e.Sihirli Davranışlar: El jestleri ve baş hareketlerinin gözle birleştirilmesi ile izleyiciler ile duygusal bağlantı kurmak ve iç güdüsel olarak kabul edilmek söz konusu olabilir. Bu tip davranışlar bazen güven duygusu veren dokunuşlar izleyiciler ile güvenli iletişim kanalı oluşmasını sağlayabilir. Bazen doğrudan konuşmaya başlamak yerine izleyiciler ile iletişim kanalı oluşturacak kısa sohbetler, anekdotlar ve etkili hikayeler iletişim kanalının oluşmasını sağlarken, izleyicilerin sizi kabullenmesini ve dinlenir olmanızı sağlayabilir.

f.Konuşmacının giyim detayları: Konuşmacının giyimi etki bırakması açısından önemlidir. Koyu renkleri seçmek genel olarak doğrudur. Sadece kıyafet renkleri değil aynı zamanda saç modeli, saç biçimi ve aksesuarlarda önem taşımaktadır. Halkın dış görünüşe ne kadar önem verdiğini anlamak için Fransa'da yapılan sosyal bir deneyde  insana pejmürde bir kıyafet giydirilmiş kişinin ve yolda rahatsızlanarak yere düşmesi ile başlayan deneyde insanlar yardım konusunda reaksiyon göstermezken, aynı insan şık koyu renkli bir takım giydiğinde yardım için çok fazla insan harekete geçmektedirler. Bu sosyal deneyden anlaşıldığı gibi insanlar görünüşe önem vermekte ve bu onların davranışlarını etkilemektedir. Buradan çıkacak sonuç insanları kıyafete göre kabullenme yaşadığı ve ona göre davrandığıdır. Buna göre giyinmek uygundur.

İstihbarat kelimesinden korkuyoruz, Sonra Rakibimizi Bilmeden Rekabetten bahsediyoruz. Bu nasıl Olacak!

Rekabet İstihbaratı Eğitimi İçin Tıklayınız.


3.Etkileme ve Dikkat toplama:
Konuşmacı kendini dinlenir olduğunu hissettirmek ve etki alanı yaratmak için bedenini ve enerjisini kullandığı gibi kişisel bilgi birikimiyle ilgi çekmeli ve insanların kendisini dinleme arzusunu yaratmalıdır. Bu ilgi konuşmanız esnasında ihtiyaç duyacağınız sessizliği ve sizin sesinizin duyulmasını sağlayacaktır. Bunun için genel kültürünüzü geliştirmeli ve konuşma esnasında bazı özel teknikler kullanmalısınız. bu teknikler konuşmanın amacına ulaşmasını sağlar, unutmayalım ki, konuşmadan önce neden konuştuğumuzu ve ne sonuç istediğimizi belirlemiş olmalıyız. Günümüzde duygusallık artık saklanacak bir unsur olmaktan çıkmış ve toplumu etkilemek için kullanılacak bir yöntem olarak belirmiştir. Bu nedenle konuşmalarınızda duygularını saklamadan kullanmanız etkinizi artıracak ve sürdürülür kılacaktır. Duyguyu aktarabilmek sizin yeteneğinize ve kullanma biçiminize bağlıdır.

Eisenhower‟ın yazdığı At Ease: Stories I Tell My Friends kitabında ifade ettiği gibi " Kendinizi her zaman öğrenerek geliştirmeye çalışın, bunu elinizden geldiğince sizden daha fazla şey bilen, sizden işinde daha iyi olan, sizden konuyu daha net gören kişilerden öğrenerek yapın der. Dinleyicileriniz arasında sizden daha zeki olan ve konuyu daha iyi bilenler çıkacaktır. Bu nedenle konu hakkında bilginiz tam değilse bir bilenden istifade edin. Zihninizi bardak gibi görecek olursak, ya sizin bilgi ve genel kültür birikiminiz bardağı dolduracak yada siz dolu göstermek için konuşmaya başlamadan önce insanlardan destek alacaksınız. Bardağı dolu göstermek etkinin sürmesi bakımından önemlidir. politikacılar her konuda bilgi sahibi değildir fakat her konuda konuşma yapmaktadırlar, Bunu ya konuşmaya hazırlık yaparak yada ekrandan, notlardan okuyarak izleyicilere ulaşmaktadırlar. Burada okuduğunu fark ettirmemek çok önemlidir, aksi halde inandırıcılığını kaybeder.

4.Olumlu yaklaşım ve Pozitif Cümleler: İzleyicileri eleştirmek, insanların duygularını incitebilir ve kızgınlığa neden olabilir. Eleştirmek veya yargılamak yerine tavsiyelerde bulunmak ve yapıcı olmak önemlidir. Sen dili kullanmak yerine, yapıcı konuşmak ve suçlayıcı yada küçümseyici cümlelerden kaçınmak önemlidir, Bu şekilde izleyicilerde savunma veya karşı saldırı mekanizmasının oluşmasının önüne geçilebilir. Aynı anlamı veya düşünceyi bir çok yöntemle ifade etmek mümkündür. size iletilen her düşünceyi saygı ile karşılayıp, müzakere veya münazaradan kaçınarak, konuyu uzatmadan kapatmak, size konuyu dağıtmadan amacınıza ulaşmanız konusunda yardımcı olacaktır.  Dinleyicilerin önemli olduğunu vurgulayan söz ve davranışlar, dinleyicilerin motivasyonunu artırır.

Etkin İletişim ve Beden dili Eğitimi için Tıklayınız.


5.İyi bir dinleyici olmak:
İzleyicilerin yorum ve katkılarını saygı ile karşılayıp, cümlesinin sonuna kadar dinledikten sonra , konuyu uzatmamak için katkısı için teşekkür ederek, kendi konuşma amacınıza odaklanarak yolunuza devam etmelisiniz. Dinlemede yargılayıcı ve savunmacı olmayın, konuşmanızda kullandığınız verilerin doğruluğundan emin olduğunuz sürece sıkıntı yaşamazsınız. Dinleyicilere söz vermekte dikkatli olmak gerekir, Çok konuşmaları konunun sapmasına, izleyicilerin müdahale etmelerine neden olabilir ki bunun anlamı sizin kontrolü kaybetmenizdir. Lider olduğunuzu unutmadan, dinleyici olunuz ve lider olarak karşılaşacağınız bazı zor durumlarda, konunun sapmasını, dağılmasını engellemek , sizin liderlik özelliklerinize bağlıdır.

6.Düşünce ve anlayış gücü: Bu noktaya kadar Duygusal zekadan bahsettik, ancak biliyoruz ki, Konuşmada zekanın da önemi vardır. Bu durumda Duygusal zeka ile IQ (Intelligence Quotient)' nun bir işbirliğinden bahsetmenin doğru olduğu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Zeka nedir? Zekâ zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme  yeteneğidir. En geniş anlamıyla, genel zihin gücü olarak da tanımlanabilir. İnsan konuşurken bildiğini, yada bir hatırlatma tekniği ile öğrendiğini sunmaktadır. İnsan beyninde var olanı düşünmekte bir sıraya dizerek ağzından dökülmesini sağlamaktadır. Burada iki husus ortaya çıkmaktadır.

a.Düşünme hızınız dakikada 600 -650 kelime ile ortalama konuşma hızınız dakikada 125-150 kelime civarındadır. 4 defa kafanızdaki cümleleri biçimlendirme şansınız var, bu bilgi seviyeniz ile düşünme hızınıza bağlıdır. Sizin düşünme ve konuşma hızınız nedir? Kendinizi tanıyor musunuz?

b.Düşünme hızınız ile konuşma hızınız aynı değilse bu durumda ağzınızdan hızla dökülen kelimeler yeterli olmayınca arada boşluk doldurmak için hımm, eee gibi sesler çıkaracaksınız. Bunu önlemenin yolu konuşma hızınızı düşürmektir.

Anlayış gücüne gelince, İnsanı dışarıdan gelen etkiler şekillendirmektedir, Dışarıdan gelen etkileri fark ederek onların ortaya çıkardığı duyguları yönetmek çok önemlidir. Merlevede göre, “duyguları yönetmek, dış dünyayı duygularımızdan sorumlu tutmak yerine istediğimiz duyguları seçebilmektir.” Konuşmacı kendi duygularını çok iyi tanıyabilmeli ve çevresinde olanları fark edebilmelidir, bir anlamda insanları yüreği ile dinleyebilmelidir. İnsanların duygularını sözsüz ve sözlü iletişim kanallarından gelen sinyaller ile iyi okuyan izleyicilerin duygularını tanımlayabilir ve onları yönlendirebileceği gibi etkin olarak motive etme şansını yakalayacaktır.

Düşünme ve hissetme, hayati derecede birbirlerine bağlı olduğu için, onları kullanmada iyi olan kişiler, insanları motive etmede daha başarılı olabilirler (Caruso ve Salovey). Bu anlamda lider, izleyicilerine duygusal rehberlik yapabilir.

Son yapılan çalışmalarda açıkça anlaşılmıştır ki; Liderlik ile Duygusal zeka arasında doğrudan bağıntı söz konusudur.

Sözsüz İletişim ve Liderlik Eğitimi İçin Tıklayınız.


Bir kimsenin ne söyleyeceğini bilmesi yeterli değil, nasıl söyleyeceğini de bilmesi gerekir. diye söyleyen Aristo'nun sözünü dikkate alırsak insanlar da sizi izlemekte ve sözsüz iletişim kanallarından verdiğiniz mesajları almakta ve buna göre davranışlarını düzenlemektedirler.

Cooper ve Sawaf, Princeton Üniversitesi yakınlarındaki Bell Laboratuvarlarında yapılan bir araştırmada, akademik IQ testlerinde tümü zirveye yakın bir puan alan mühendis ve bilim adamları incelenmesi sonucunda, bu gruptaki yıldızlar ile dereceye giremeyenler arasında farkı belirleyen etkenin IQ değil, zekânın EQ dahil diğer biçimleri olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Bu sonuca göre Sözsüz iletişim unsurlarını Okumak ve Kullanmak konusunda  yüksek duygusal zekâya sahip olan konuşmacıların izleyicileri daha fazla motive edebileceğini, hedefe ve amaca doğru daha iyi yönlendirme sağlayabileceğini söyleyebiliriz. Bazen yerinde kullanılan sihirli söz ve davranışlar size bir çok kapıyı açabilir. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki İyi bir konuşmacı olmak için Duygusal zekanın yüksek olması gerekmektedir. İyi bir konuşmacı olabilmek için;
  • İyi bir konuşmacı olmak için IQ ve EQ'nuzun iyi bir seviyede olması gerekmektedir.
  • İyi bir bilgi birikiminin yanı sıra geniş bir kültüre sahip olmalısınız.
  • Duygusal Zekanızın verdiği avantajları kullanma konusunda istekli olarak sözsüz iletişim kanallarından gelen verileri alma ve değerlendirmeye istekli olmalısınız.
  • Sözsüz iletişim konusunda iyi olmaya çalışmalısınız. Bunu sağlamadan iyi bir konuşmacı olmanız mümkün değildir
  • Beden dilinizi etkin olarak kullanabilmeli ve birçok mesajı bu kanaldan vermeye ve söyledikleriniz kuvvetlendirmeyi öğrenmelisiniz
  • İnsanların Duygularını anlayarak, o duyguları yönlendirecek yeteneğe sahip olmalısınız.
  • Sesinizi hız, ton ve esnek konuşma, tatlı , duygusal olarak kullanacak şekilde kendinizi geliştirmelisiniz.
  • Konuşma içerik planınızı (Giriş-Gelişme-Sonuç) ve zaman planlamanızı çok iyi yapabilmelisiniz. Amaç ve sonuç uyumunu sağlamalısınız, ne için konuşuyorsunuz ve sonuç kısmında bu mesajı verebiliyor musunuz.
  • Konuşmacıda izleyicilerde coşku yaratmak için heyecan ve istek olması önemlidir. Aşırı Heyecan mutlaka kontrol altına alınabilmelidir.
  • Dikkat çekmek, ilgi yaratmak ve ilgiyi devam ettirmek oldukça önemlidir, bu şekilde insanların sizi dinlemesini sağlamaktasınız.
  • Zor durumlardan sıyrılmayı öğrenmeli ve oto kontrolünüzü geliştirmelisiniz
  • Eksiklerinizi tespit etme konusunda en büyük eleştirmen olarak kendinizi görmeli ve gelişim yol haritanızı belirlemeli, uygulamalısınız.
  • Başarı odaklı olmalı ve kendiniz geliştirmek için çalışmalısınız.
  • Bunların hepsine sahibim ben iyi bir konuşmacı olabilir miyim diye sorarsanız, gerekli potansiyele sahip olduğunuzu söyleyebilirim. Peyami Sefa'nın Tecrübe, yaşlanarak değil, yaşayarak kazanılır; ve zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır. Sözünü hatırlayın, bekleyerek değil, çalışarak ve deneyerek, pratik yaparak konuşmacı olmayı öğrenin. 

"Ben bu işin Kitabını yazdım" deyimi gerçek oldu.

Etkili Sunumda Evrensel İlkeler kitabımın İçeriğine uygun hazırladığım;

Topluluk Önünde Konuşma Eğitimi İçin Tıklayınız.

Etkili Sunum Becerileri Eğitimi İçin Tıklayınız.

Liderlik ve Algı Yönetimi Eğitimi İçin Tıklayınız.


İyi bir konuşmacı olmak için iyi bir eğitim almak önemlidir. Eğitmen teoride değil, pratikte pişmiş olmalıdır aynı zamanda sözsüz iletişim konusunda uzman olmalıdır. Buna sahip olmadan sizin eksikleriniz tam olarak tespit edemez. beş kişi karşısında konuşanla, daha büyük gruplara hitap eden eğitmenler arasında fark olması doğaldır. Eğitmen size iki gün eğitim verip temelleri verebilir ancak arada bir geri besleme ve gelişmeyi görmek için tekrar bir araya gelmek yararlıdır.

Eğitimden sonra iyi Bir Konuşmacı Olur muyum? sorusunun cevabı şu seçeneklere bağlıdır.

a.Herkes iyi konuşmacı olamaz, Bunun nedeni olarak kişinin gerekli potansiyeli yoktur. yukarıda sayılan yeterliliklere sahip olmaması ve kullanamaması nedeni ile iyi konuşmacı olamaz.

b.Kişinin Potansiyeli vardır ancak bilgi birikimi ve pratik seviyesinde eksiklik nedeni ile iyi bir konuşmacı olamayabilir.

c.Kişi potansiyelini bilir ve bu potansiyeli kullanmak ve geliştirmek için başarı odaklı çalışır. Pratikler yaparak kendisini geliştirir. Konuşma konusunda uzman olur.

Şurası çok açık ve nettir, eğitim ve pratiklerle kişiler kendilerini geliştirebilir ve her çalışmada bir adım daha ilerleyerek daha iyi konuşmacı olabilir, Bu konuda spor yarışmalarına benzerlik gösterir, katılımcıların kimileri şampiyon olur, kimileri ise dereceye giremez ancak yarıştığını ve geliştiğini bilir. Bir sonraki adımda şampiyon olmak için çalışmaya devam eder. Şampiyon olabilmek için çalışmak ve tüm potansiyeli etkin kullanabilmek önemlidir. Eğitim ve pratik yapmak tüm başarı odaklı olanların gelişmesinde esastır.

Sorularınız olursa  lütfen mesaj atınız, gelecek eğitimlerde Birlikte olmak dileğimle;

Beğendiğiniz yazıları dostlarınızla paylaşınız.


Kişiye Özel Hitabet Eğitimi verilmektedir. Eğitim uygulamaları ve geri bildirim metodunun kullanımıyla, kişisel gelişime katkı sağlanmaktadır.
 
 Fikret GÜZELLER
fikretguzeller@gmail.com


KAYNAKLAR
  • Mayer, J. D. and P. Salovey (1993), “The Intelligence Of Emotional Intelligence”, Intelligence,  
  • Dwight D. Eisenhower (1967) At Ease: Stories I Tell to Friends
  • Merlevede, P.E., Vandamme, R. ve Bridoux, D. (2006). Yedi Adımda Duygusal Zekâ, (T.Kırca, Çev), İstanbul, Omega Yayınları.
  • Caruso, D.R. ve Salovey, P. (2007). Duygusal Zekâ Yöneticisi,(H.Kayra, Çev). Ġstanbul, Crea Yayıncılık.
  • Cooper, R.K.ve Sawaf, A.(1997), Liderlikte Duygusal Zekâ, (Z.Ayman ve B.Sancar Çev).İstanbul, Sistem Yayıncılık.
  • Türkel, B. (2004). Liderlik-Tarihe Yön Verenlerin Karakter Analizi, 1.Basım, Ankara, Elma Yayınevi.